21 Temmuz 2010 Çarşamba

Tour de France 2010 - #13

Dün son tırmanıştan sonra 30 km'lik bir bitiş olduğundan GC'cilerin oturduğu, doğa harikaları ve Lance'in saygıdeğer mücadelesi dışında sıkıcı bir gündü. 1997'den beri ilk defa Fransızların 6 etap galibiyeti aldığını da not edelim. Dün sıkıcı bugün de dinlenme günü olunca wikipedia'nın Cycling Glossary'sini çevirmeye karar verdim. Bazı şeyleri atladım, bazı şeyleri birebir tercüme ettim, bazılarını kendi bildiğimce yazdım, başka sitelerden de eklediklerim oldu ve ortaya bence bundan sonra özellikle yabancı kaynakları takip etmede kolaylık sağlayacak bir bisiklet sözlüğü çıktı. Başka yerlerde paylaşıcakların kaynak göstermelerini rica ediyorum.
Aero Bars: Genellikle yol bisikletlerinde kullanılan gidon eklentisi. Bisikletçilerin bisiklet üzerine yatıp daha aerodinamik bir şekilde bisiklet sürmesini sağlar. Efsane 1989 zamana karşı etabında Greg LeMond bu aerobarları kullanıp aerodinamik avantajıyla Fignon'u geçip sarı mayoyu kazanmıştı.
all-rounder: Zamana karşıda ve tırmanışlarda iyi olup, aynı zamanda kötü de sprintçi olmayan yarışçılar. Grand Tour'ların galipleri bu sınıftan çıkar.
Apex: Dönüşlerin tepe noktası. Giriş ve çıkışın ortası.
Bar End: Türkçe'ye boynuz diye geçilen gidonların ucuna takılan aparat. Tırmanışların olmazsa olmazıdır.
Baroudeur: Uzun kaçışlarda başarılı olan bisikletçiler.
à bloc: Herşeyinizi vererek bisiklet sürme. Ataktan da ötesi, bu sene Tour de France'da kaçanların çoğunun son anlarda yaptığı şey.
Break: Escape olarak da geçer.Kaçış grubu. Pelotondan ayrılarak yarışı diğer yarışçıların önünde bitirmeye çalışmak diyebiliriz.
Cadence: Bir bisikletçinin dakikada kaç pedal çevirebildiğini gösteren değer. Kadans.
caravan: takım arabaları
chicane: Bu formula 1'de de kullanılan bir terim. Dönüşleri belirtmek için kullanılıyor.
Criterium: Kısa mesafede genellikle çok sayıda dönülerek gerçekleştirilen bisiklet yarışı.
Danseuse: Yüksek viteslerde ayağa kalkıp bisikleti kullandığınızda, bisiklet sağa sola doğru hareket eder. Bu pedalların şeklinden Fransızlar bu olaya danseuse adını vermişlerdir.
Domestique: Kelime anlamı uşak. Takım liderleri için çalışan bisikletçilerin genel ismi.
Drafting: Bir yarışçının arkasından giderek onun rüzgar kesiciliğinden maksimum faydalanmak.
Drop: Bir grupta oluşan tempoya ayak uyduramayıp geride kalan bisikletçi için kullanılan terim.
Echelon: Drafting'in bir grup yarışçı tarafından yapılma şekli. Bisikletçiler pelotonda çapraz bir hal alır.
buradaki çaprazlıkları rüzgarın gidiş yönüyle aynıdır, ayrıca bisikletin o andaki hızına göre değişir. örneğin TTT'de neredeyse ip gibi dizilirler, yandan gelendense önden gelen daha çok hızını keseceği için.
feed zone: Yarışçıların o günkü yemeklerinin içinde bulunduğu heybeleri aldığı yer. Yarışın yavaş yerleri tercih sebebidir.
flamme rouge: Son 1 km'yi işaret eden bayrak.
gap: Bisikletçiler arasındaki mesafe, dakika cinsinden verilir.
G.C.: Genel klasman yarışçıları için kullanılır.
grupetto: Autobus olarak da geçer. Genelde Grand Tour'larda gördüğümüz dağcı olmayan ve geride kalan domestiklerin yaşadığı geride kalıp yarışı zaman limitleri arasında bitirmeye çalışan yarışçı grubu.
Hit the wall: Bütün enerjinizi bitirdiğinizde ortaya çıkan durum. Gerçekten duvara çarpmış hissi verir, o saniyeden sonra atılan her pedal 1 sene gibi gelir.
Hors catégorie ya da HC: Bu sene Tourmalet'de gördüğümüz gibi aşırı zorluğundan kategoriye sokulamayan tırmanışlar. Kategori dışı.
Grimpeur: Tırmanışçı.
Lanterne Rouge: Bir Tour'u genel klasmanda en son sırayı alan yarışçı. Görüldüğü kadar kolay bir iş değildir, sıkı takipçileri bulunmaktadır.
musette: Yarışçıların yemeklerinin bulunduğu heybeler.
peloton: Yarıştaki ana grup.
Puncheur: Orta boylu dağlarda ataklar yapabilen klasikçiler. Voeckler saf bir puncheur örneğidir.
Rouleur: 100 km düz bir etapta iyi giden güçlü yarışçılar. Genelde iyi zamana karşıcı olurlar. Onları peloton'un kaçışı yakalamaya çalıştığı zaman en önde görürüz. George Hincapie bunlardan biridir.
Tete de la course - Poursuivant: Yarışın baştaki grubu ve takipçileri, kaçanlar ve kaçanların arkasında yarışan ama peloton'dan önce olan yarışçılar.
TTT: Team Time Trail. takım halinde zamana karşı yarıştır. tdf 2010'da bulunmamaktadır.
Queen Stage: Bir yol yarışının en zorlu etabı.

Kısa ama yeterli olduğunu düşünüyorum, ekleme yaparsanız çok sevinirim. Belki 1-2 sene sonra daha düzgün tercümelerle, daha güzel cümlelerle son halini alabilir. Katkılarınız bu yüzden çok önemli.

Edit: SinequaNon'un katkılarının dışında sonradan aklıma gelenlerle ilk yazıdan sonra yaklaşık 10 adet madde yenilendi, yorumlarınız çok önemli.

20 Temmuz 2010 Salı

Contador'un olayla ilgili açıklamaları

Tour de France 2010 - #12

Özür dileyerek başlamak istiyorum. Haftasonu genelde şehir dışında internetten uzak yerlerde olduğum için blog'u güncelleyemiyorum ama sanırım Tour'un güzel etapları hepimize birçok şeyi unutturuyor. Haftasonu etaplarının sadece özetlerini izleyebildiğim için yorum yapmaktan kaçınıcam, iyi takip etmiş biri varsa yorum kısmına yazarsa çok sevinirim. Pek sürpriz sayılamayacak etaplar yaşadığımızı sanıyorum.
Bugün ise Tour de France tarihine geçen bir gün yaşadık. Yarış bu sene mükemmel gidiyor, bu biraz da sanırım blog'un şansı. El değiştiren sarı mayo, düşmeler, kazalar, yeşil mayo mücadelesi, kaldırım taşları, hava şartları derken son senelerde izlemediğimiz kadar zevkli bir yarış izliyoruz. Bugünkü etaba gelince, zorlu bir kaç tırmanıştan oluşan etabın galibini iniş belirleyecekti, diğer GC rakiplerine göre çok daha iyi bir inişçi olan Sanchez (EUSKALTEL - EUSKADI) kazanabilir diye düşünüyordum. Öyle olmadı, 100. km'de ayrılan kaçış grubu yarışın galibini belirledi. Geçen sene 5. etapta yaptığını bu sefer, 15. etapta yaptı ve güzel bir solo finişe imza attı. Burda dikkat çekmek istediğim iki nokta var. Birincisi, yine bir Fransız etabı birincilikle bitirdi. Fransızların son yıllarda çok az zafer kazanmalarından dolayı tembel vs. olarak nitelendirilirdi. Bu sene yarış birkaç Fransız yıldız çıkardı, özellikle 2 tane sponsorunu gelecek sene kaybedecek takımın etap galibiyeti kazanması bu sporun ve Tour de France'în geleceği açısından sevindirici. Diğer bir konu ise kaçışların artık daha realistik hale gelmesi, kaçanların arkasında ne olursa olsun onları yakalayabilecek biyonik adamlar bulunmuyor. Ben bu iki konuyu da artık daha sıkı yapılan doping kontrolleriyle bağlantılı olduğunu düşünüyorum.
Etabın tarihe geçicek kısmına gelirsek, Saxo Bank'ın kontrol ettiği peloton kaçış grubuna imkan verse de son tırmanışta tıkanmalarının ardından peloton tempoya başladı. Jens Voigt'un başını çektiği Saxo Bank treni 10 km içerisinde kaçış grubuyla arayı 3 dakika kadar indirdi. Son tırmanışın son 10 kmsinde kaçış grubunda kopmalar başladı ve Thomas Voeckler tek başına kaldı. 5 dakikalık avantajıyla yakalanabilir gibi gözüküyordu ama yakalanmadı ama esas hikaye O'nun arkasında yazılıyordu. Tırmanışın sonlarına doğru takım arkadaşlarının kendilerini Schleck için parçalamasından sonra, Schleck diğer GC adaylarıyla yalnız başına kaldı. Alberto Contador, Samuel Sanchez, Denis Menchov ve Jurgen Van Der Broeck'in önünde tırmanışa devam eden Schleck'in gözü sürekli arkadaydı. Bu sırada kendisinin atak yapması gerektiğini düşünüyordum, çünkü kendisi o grupta Menchov ile beraber en kötü inişçi ve kesinlikle inişte zaman kaybedecekti, bu kaybedeceği zamanı tırmanışta kazanması gerekiyordu. Nitekim tırmanışın tepe noktasına 2 km kala Schleck'ten atak geldi. Bu sırada Contador'un kendisine cevap veremediğini açıkça görebiliyorduk ama şanssızlık eseri muhtemelen pedala çok sert basmasından dolayı Schleck'in zinciri attı ve inip tamir etmesi gerekti, bunu gören Contador bir tercih yapmalıydı. Bekleyebilir ya da yavaş gidebilir ve rakibinin teknik aksaklığından avantaj sağlamayabilirdi ya da atak yapıp sarı mayoyu sırtına geçirebilirdi. Contador ikincisini tercih etti ve bastı diğerleri O'nu takip ederken Schleck uzun inişte Jurgen Van Der Broeck'le kaldı, farkı azaltamayan Schleck sarı mayoya veda etmesinin dışında Menchov ve Samuel Sanchez'in de poydum umutlarını arttırdı. TT'si çok kötü olan Schleck podyumu bile kaybedebilecek duruma geldi. Her ne kadar bundan sonraki etaplar O'na yarar gibi gözükse de artık hızlanması gerek, bugün Contador'un yaptığının O'nu hırslandırdığını yarış sonrası yüzünden ve verdiği demeçlerden anlayabildik. Herşeye rağmen kendisi için birşey değiştiğini söyleyemeyiz, TT öncesi 2 dakikadan fazla fark atması gerekiyordu ve bugün kesinlikle o farkı atamayacaktı, yine aynı şeyi yapmak zorunda. Contador ise sarı mayo töreninde yuhlanırken verdiği demeçte Schleck'in teknik arıza yaşadığını görmediğini söylemiş. Sanırım kendisi herkesi aptal sanıyor.
Yarınki etapta 4 çıkış var. Efsane Col du Tourmalet yarın geçilecek, ilk iki çıkış Schleck'e ters olsa da etabın esas belirleyici çıkışların Schleck'in işine yarayacağını düşünüyorum. Sonlara doğru iniş olsa da Schleck'in bugün aldığı gazla yarınki etapta kendini parçalayacağını düşünüyorum. Birgün sonra ara verilecek olmasının da bunda etkisi var, yarın bitap hale düşse bile ertesi gün dinlenme şansı var. Cancellara'yı alamaz önüne ama inişte bir şekilde Cancellara O'nun önünde olursa sarı mayo yarın yine el değiştirebilir.

16 Temmuz 2010 Cuma

Tour de France 2010 - #11

Yine klasik bir sprint etabı ve yine HTC'nin zaferini izledik. HTC dememin sebebi takımının diğer sprinter takımlarına göre çok daha iyi çalışmaları, özellikle Renshaw'un bu sene yaptıkları inanılmazdı. Geçen yazımda da aynı şeyi söylemiştim ve kendisi diskalifiye edildi. Biraz nazarımın değdiğini düşünüyorum. Bu arada diskalifiye edilmesinin esas sebebinin kafa atması değil Farrar'ın önünü tehlikeli şekilde kapatıp O'nu bariyerlere yapıştırmasıydı. Avustralya'lı hem Cavendish için yaptığı çalışmayla hem de son olayla bu seneki Tour de France'a damgasını vurup evine dönüyor. Cavendish mücadeleye tekrar başlamışken bu dakikadan sonra yeşil mayo için Petacchi'yi yakalaması zor gözüküyor. 2. haftadan sonra hem yorgunluk artacak, hem dağlar. Sprinter takımlarının birbirlerini ezip geçmesi zor gözüküyor. Bu arada Armstrong'un 30 saniye daha kaybettiğini belirtelim.
Yarınki etaba gelirsek bazıları için oldukça zor olacağını söyleyebilirim. 210.5 kmlik etapta 3 adet 3. kategori 2 adet de 2. kategori tırmanış bulunuyor. Özellikle bitişin 2. kategori bir tırmanış olması yarışçıları oldukça zorlayacaktır. Etabın sonundaki Croix de Neuve tırmanışının artık resmi olarak 1995'te muhteşem bir performansla birinci bitiren Lauren Jalabert adının verildiğini hatırlatalım. Alberto Contador'un yüksek viteslerde neredeyse atak yapmadan performansları biliyoruz. Bu sene Paris - Nice yaptığı Aeorodome şovunu tekrar ederse Schleck'i zor günler bekliyor demektir. Bisiklet tarihinin en epik tırmanışlarından biri olan Aerodome tırmanışını bu sene Contador kazanıp Paris Nice'de genel klasmanda liderliğe yükselmişti. O gün etabın kar ve yağmurdan oluştuğunu hatırlatalım ayrıca son tırmanışın neredeyse ortalarında öne geçmeye başlayıp 10 saniye kadar fark atmıştı, oldukça büyük bir fark. Schleck ise tüm bunların aksine Armstrong'un kendisi için yarın tehlike oluşturmayacağını açıklamış. Bunun taktiksel bir açıklama olduğunu düşünmek zor değil.
Bu etapta kilit nokta Saxo Bank'ın nasıl bir strateji izleyeceği, yavaş bir tempoyla pelotonu tutmaya çalışabilirler, bu durumda Astana sona yaklaşırken bütün çabayı göstermek zorunda kalacaktır ama hızlı ilerleyip temizliğe erken başlayadabilirler. Radioshack'in de ne yapacağı muamma. Schleck'in dediği gibi büyük ihtimalle son kısma gelirken sadece bir kaç atletle beraber kalacaklar. Uzunluk, rüzgar, tırmanışlar ve sıcağı eklediğinizde yarın birkaç acı çeken görmemiz muhtemel. Umarım Cadel Evans bunlardan biri olmaz.
Bu arada Perşembe günü yine bir sprint etabı olacağından Hushovd ve Petacchi'nin puan mücadelesi de izlenmeye değer. Tour'un en zevkli ve belirleyici etaplarından biri olacağa benziyor, kaçırmamanızı tavsiye ederim.

15 Temmuz 2010 Perşembe

Tour de France 2010 - #10

Bugün Alpler ile Pireneler arasında sıklıkla görebileceğimiz klasik bir geçiş etabı izledik. Etabın uzunluğu kaçanların kazanabileceğini gösteriyordu. Küçük takımlar bu şansı iyi değerlendirmek isterken, tek yapmaları gereken genel klasman için yarışan takımların kendilerine izin vermeleri için dua etmekti. Ayrıca bugün 14 Temmuz (Fransa'da monarşinin bitip Cumhuriyetin kurulduğu gün olarak kabul edilen Bastille Günü) olması sebebiyle Fransız takımlarının bugün kazanmak için ellerinden geleni yapacaklarını da biliyorduk.
Yarışta esas mücadele, kaçan grup arasında ve dağ mayosu için yarışan Pineau (Quick Step) ve Charteau (Bbox Bouygues Telecom) arasında geçti. Bazen pelotondakiler kendi aralarında konuşarak ya da tamamen telapati kurarak veya bisikletin yazılı olmayan kurallarına uyarak kaçanları takip etmemeye karar verir. Bugün de o günlerden biriydi. Sakatların yaralarını sardığı, genel klasman yarışçılarının kendilerini yenilediği bir etap izledik. Yarışın son 106 kmsinde kaçanların yarattığı fark 8 dakikanın üzerindeyken, 60 km kala fark 11 dakikaya kadar çıktı. Bu dakikadan sonra peloton manzara seyreder gibi yoluna devam ederek etabı bitirdi. Bunun sebebinin kuşkusuz kaçanlar arasında genel klasmanı tehdit edecek en yakın atletin (Mario Aerts Omega Pharma-Lotto) 32 dakika geriden geldiğini söylemek yerinde olur. Gerçek bir tehdit yoktu ve herkes halinden memnundu.
Günün son tırmanışının bittiği noktada kaçanlar için galibiyet mücadelesi başladı. 15 km kala ilk atağı yapan Aerts oldu ve o noktaya kadar günün en çalışkan ismi olan Bouet'den liderliği devraldı. Açıkçası bütün gün çalışıp Bouet'nin kazanamaması üzücüydü. 13 km kala peşine takılan Kiryienka ile Paulinho bir atak gerçekleştirdi ve 2 km içinde rakiplerine 36 saniye fark attılar, bu dakikadan sonra yarışın ikisi arasında geçeceği kesindi. Geride kalanlar cevap vermeye çalışsalar da 5 km kala fark 1 dakikaya kadar çıktı. Etap zaferine giden ikiliden Kiryienka'nın pist bisikleti geçmişi olduğundan dolayı birinci olacağı düşünülüyordu ama takip ederken sarfettiği efor ve 150 metre kala Paulinho'nun atağına geç cevap vermesi O'nu 2. yaptı. Bisiklet gerçekten vahşi bir spor, 170 km'lik muhteşem efor ve etap zaferini 2 saniyeyle kaybetmek oldukça üzüntü verici olsa gerek.
Paulinho'nun galibiyeti Radioshack'e kutlama yapmak için bir bahane verse de Landis'in itiraflarından dolayı açılan soruşturmanın mahkemeye taşınacağı haberinin gelmesi, Radioshack ve Lance Armstrong tayfası için ilerisinin pek parlak olmadığını gösteriyor. Sadece doping olayının dışında, takımın yaptığı çeşitli yolsuzluklarla da alakalı bir dava olacak. Lance Armstrong'un korku içerisinde olduğu her halinden belli, olay hakkında yaptığı yorum ise komik. ("It was not my company, I didn't have a position, I didn't have an equity stake, I didn't have a profit stake, I didn't have a seat on the board. I was a rider on the team. I can't be any clearer than that" - Benim şirketim değildi, herhangi bir pozisyonum yoktu, hissedar değildim, kar ortağı değildim, kurulda bir koltuğum yoktu. Sadece bir yarışçıydım. Bundan daha açık olamam. ) Lance'in takım üzerinde etkisi ise tartışılamaz. Bu yüzden bu açıklamaların gerçeği yansıtmadığını söyleyebiliriz.Amerikan adalet sistemi bizimkinden biraz farklı olduğu için tam yorum yapmak zor olsa da, tanıkların ifadelerine juri önünde başvurulacak. Kimse birşey itiraf etmek zorunda olmasa da kimsenin Lance için hapse girmek isteyeceğini düşünmüyorum, özellikle bacakları traşlı 65 kiloluk beyaz adamların. UCI'ın bu olayı kapatmak isteyebileceği veya bisikletçileri korkutabileceği düşünülse de Amerikan Federal Hükümeti, UCI'dan çok daha korkunç. Umarım en kısa zamanda sonuçlanır ve LAnce Armstrong'un sadece yaşından kaynaklanmadığını düşündüğüm, özellikle kaldırım taşlarda amatörce bisiklet kullanmasının sebepleri de belli olur.
Yeşil mayo mücadelesinde toplu sprinti Cavendish çok rahat kazandı ama Hushovd ve Petacchi'nin diğer yerlerde aldıkları puan sonucunda rakiplerine pek yaklaşamadı. Dağ mayosu için de aynı şey geçerli, Pineau bir kaç gün daha taşıyacağa benziyor.
Yarınki etaba gelirsek, 3. kategoriden bir tırmanış haricinde bolca inişin bulunduğu bir sprint etabı bizleri bekliyor. 184.5 kmlik etabın başında uzun ama çok eğimli olmayan bir çıkışın ardından bitişe 118 km kaladan itibaren bitişe kadar inişle devam ediyor. Açıkçası Cavendish'in yerine gelen özgüveni ve bacaklarından alevler çıkan Renshaw'la birlikte HTC'ye kimsenin rakip olamayacağını düşünüyorum. Yeşil mayo mücadelesi için kritik bir etap, Petacchi'nin inişlerde yapacağı mücadele galibi belirler. Tabii bu tahminlerin hepsi bir lastik patlağıyla, bir kazayla son bulabilir, benim tahminlerim herşeyin rast gitmesi durumunda tutabilecek tahminler, bisiklet gibi aşırı gücün harcandığı bir spor için çoğu zaman herşey iyi gitmiyor.
Son olarak eklemek isterim ki, Tour de France başladığından bu yana bloga yaklaşık 1000 adet tekil ziyaretçi gelmiş. Bunların bir kısmının bot vs. olduğunu elbet biliyorum ama özellikle Türkçe yazılı kaynağın çok az olduğu bisiklet sporunda blog yerini bulmuş gibi gözüküyor. Türkçe bisiklet literatürü oluşursa eğer günün birince, bunda 1 milyonda 1'lik bir katkım bile olursa çok mutlu olurum. Artık bizden geçti ama genç ve çocukların bu spora ilgi duymasını sağlamak için bu tip yazıların da işe yarayabileceğini düşünüyorum. Bloga gösterdiğiniz ilgi için teşekkür ederim, umarım katkılarınız artarak devam eder. Her türlü fikir, yorum, eleştiriye açığız. Bisiklet Türkiye'de üzerinde çok konuşulmayan bir spor olduğu için insan birşeyler yazarken çoğu zaman yaşayarak öğreniyor.

14 Temmuz 2010 Çarşamba

Tour de France 2010 - # 9

Kaybedenleri gördüğümüz bir etap izledik, maalasef kaybedenler arasında hemen hemen herkesin sevdiği gökkuşağı mayo sahibi Cadel Evans olması bisiklet sevenleri üzdü. Özellikle etap bitişinde gözyaşlarına boğulması, etap boyunca neler çektiğinin bir göstergesi. Avustralyalı'nın burdan geri dönmesi biraz zor gözüküyor, gökkuşağı mayonun laneti devam ediyor.
Bu etap sonunda GC iki kişiye kaldı gibi, zaten o iki kişide bunun farkında olduğundan dünkü etabı beraber tamamladılar. Etabın 30 kmsinde 3'er kişiden oluşan Saxo Bank ve Caisse d'Epargne ve diğer takımlardan 4 kişiden oluşan bir kaçış ekibinin kopmasıyla başladı. Takımların nasıl bir taktik izleyeceğini düşünürken Col de Madeleine geçilirken kaçış grubu 6.30 dakikalık bir fark yakalamıştı. Bu sırada pelotonun yükünü sarı mayo sahibi BMC çekiyordu, Captain Blueheart'ın arkasına yaslanmış olan Cadel Evans'da pek sorun gözükmüyordu. Kaçış grubunda olan gerçek bir dağcı sayılmayacak ama kırmızı puanlı mayo için yarışan Pineau düşerken, Vino'nun sarı mayo grubuna yaptığı 1 dakikayı geçen farkla hem kaçış grubuyla aradaki farkı azalttı hem de pelotondan bir bir rakiplerini düşürmeyi başardılar. Vino yakalandığında Schleck'in atak yapma zamanıydı ve yaptı. Schleck'in ataklarında Contador Andy'nin tekerleğine yapışarak karşılık vererek yaptı ve ikili 3 kilometre kala kaçış grubuyla aralarını 30 saniyeye kadar indirdiler, yakalamaları kolaydı ama sprint finishine gitmeleri ya da buna gerek duymamaları etabı Française des Jeux takımından Sandy Casar'ın kazanmasını sağladı. Schleck sarı mayoyu sırtına geçirirken, Contador ile arasındaki fark 42 saniye.
42 saniye Schleck'in ne kadar kötü bir TT'ci olduğunu düşünürsek yetmez, Contador geçen seneki gibi güçlü gözükmezken dağlarda eğer 3 dakikalık bir fark atabilirse Andy Schleck'in ciddi bir şansı olduğunu söyleyebiliriz. Astana takımı için gerçekten sadece Vinokourov'un çalıştığını söyleyebiliriz, Saxo Bank bu açıdan daha şanslı. Özellikle dün Jens VOigt'un kendini parçaladığını gördükten sonra - ki kendisi geçen sene gerçek anlamda parçamıştı kendini - Saxo Bank'ın bu anlamda bir adım önde olduğunu söylemek mümkün. Voigt demişken, dünkü etabın gerçek kahramanıydı, muhteşem bir performans gösterdi.
Son olarak söylemek istediğim, gördüğümüz birşey varsa, ilk 10 günün son zamanlarda seyrettiğimiz 10 günlerden çok çok daha iyi olduğu, harika bir Tour de France oluyorum, umarım heyecan azalmadan devam eder.

12 Temmuz 2010 Pazartesi

Tour de France 2010 - #8





Cumartesi ve pazar günkü etapların sadece özetini izleyebildim. Bunun temel sebebi haftasonları İzmir sahillerinin cazibesi, suçlu ben değilim, o yüzden blogda yazı bekleyen herkesten özür dilerim. Cuma gününü de pas geçtiğimi düşünürsek o günden başlayarak bugüne kadar bir yazı yazmak istiyorum.
Cuma günü Cavendish tekrar kazandı kazanmasına ama "lead-out man" Renshaw resmen ders verdi. Bisiklet sporunu yeni takip etmeye başlayanlar çeşitli video sitelerinden Renshaw'un sprint öncesi neler yaptığına bakabilirler. Sprint öncesi Cavendish'e en iyi pozisyonu sağlamak ve tempoyu olabildiğince arttırıp diğer takımların atak yapmasını engellemek olan Renshaw, son iki dönüşte yavaşlayarak, ardından tekrar tempo arttırıp o kargaşada Cavendish'i 200 metre kala en iyi pozisyonda bırakarak ingiliz'in 2. etap zaferini kazanmasını sağladı. Çekilmesine rağmen Renshaw'un etabı 13. bitirdiğini de hatırlatmak gerek. Garmin ve Lampre-Farmese Vini'li lead-out'larının yarışın sonuna doğru O'na bakışları bile bir çok şeyi anlatıyor. Zaten Cavendish'de etap sonundaki röportajında " ben sadece ellerini havaya kaldıran adamım" şeklinde takımını onore etmiş, üzerindeki baskıyı attıktan sonra Ondan böyle zaferler beklemek normal olsa gerek. Cuma günü, Farrar sonunda sakatlıklardan kurtulup 2. oldu ve Petacchi 3.
Cumartesi günkü etap ise ilk dağ etabıydı. Des Rousses'a kadar sarı mayoyu koruyabilir denilen Chavanel sarı mayoyu Arenberg'de kaybetmişti ama şaşırtıcı şekilde Des Rousses'da tekrar sarı mayoyu kazandı. 2. etaptaki gibi hem etap birinciliği hem de sarı mayo dublesi yapan Chavanel ve takımı Quick Step (bu arada dağ klasmanında da birinci aynı takımdan Jerome Pineau ikinci Chavanel) şu ana kadar Tour de France'ın en başarılı takımı olarak gözüküyor. Hedeflerine çoktan ulaştıklarını söyleyebiliriz.
Pazar gününe gelirsek, hem 2010 Tour'unun ilk haftasını bitirmesi sebebiyle hem de ilk gerçek dağ etabı olduğundan ilk gerçek GC etabı olmasından dolayı merakla beklenen bir etaptı. Akşam özetleri izlemeden önce internet sitelerinde Armstrong için Tour'un bittiğini okuduğumda oldukça şaşırdım. Ian'la cumartesi konuşurken Armstrong'un bundan sonra tek kazanabileceği GC'de çok fazla dakika yedikten sonra birkaç etap demiştim, O buna pek inanmasa da benim için de Armstrong'un bu kadar çabuk havlu atması şaşırtıcı oldu.Bu sene parke taşlı yollarda nasıl acı çektiğini beraber seyrettik, geçen sene de dağ etaplarında eskisi kadar iyi olmadığını görmüştük. Neden herkes bu senenin farklı olduğunu düşünüyordu ki? Bu bisiklet için bir dönemin kapanışını ilan etmek gibi bir şey. Artık Armstrong yok ve gelecek 10 sene başka yarışçıların hakimiyetinde geçecek. 3 kez kaza yaptığı söyleniyor ama pazar günkü etapta sadece bir kere düştüğünü belirtmek lazım. Twitter'ında 65 km hızla yuvarlandığını söylüyor ama kaza yaptığı yerde 65 km hızla gitmek imkansız, tipik Amerikalı gibi davrandığını söylemek lazım. Tekrar belirtmek gerek, belki eskiden hep avantaj elde ettiği kazalardan, belki artık çok yaşlı olduğundan, belki de artık temiz olduğundan dolayı Lance Armstrong dönemi son katıldığı Tour De France'ın ilk haftasında bitti.
Kaybedenden bahsettikten sonra, kazananı da yazmak gerek. Dünkü etap sonunda sarı mayoyu sırtına geçiren Cadel Evans, 3. etapta uyguladıkları taktiğin bugün sarı mayoyu sırtına geçirmesinde etkili olduğunu söylüyor , kesinlikle haklı. O gün Cancellara'nın grubundan ayrılmayan Evans şu anda muhtemelen sarı mayoyu nasıl koruyacaklarına dair BMC'nin sportif direktörü (babası da Eddy Merckx'in sportif direktörüydü) ile çalışıyor. Andy Schleck ise gerçekten iyi bir performansla etabı kazandı. Herkes Contador'un atak yapmasını beklerken Contador sadece bisikletini sürmeyi tercih edince O'nu gölge gibi takip eden Schleck bitişte bir atak yaparak en büyük rakibine 10 saniye fark atıp etabı kazandı. Daha önce atak yapmadığından dolayı pişman olup olmadığıyla ilgili bir soruya, "takımın bir planı vardı ve ona sadık kaldım, sarı mayoyu giymek güzel olurdu ama önemli olan Paris'te giymek" gibi bir cevap vermiş. Contador her zaman böyle kötü bir gün yaşamayabilir, fırsatı varken kullanmalıydı ama kendisinin bu sezon özellikle 3. etapta gösterdiği performanstan sonra en ciddi sarı mayo adayı olduğunu söylemek lazım. İlk haftanın tümüne baktığımızda Tour de France'ın bu sene muhteşem olduğunu söyleyebiliriz. Kazananlar, Schleck, Cancellara, Cadel Evans, Chavanel, Cavendish, Pineau, HTC ve Quick Step, kaybedenlerin ise hepsi Lance Armstrong ve Radioshack'in gölgesinde olduklarından belirsiz.
Bir günlük aranın ardından Tour 9. etabıyla yarın tekrar başlıyor. Yine bir dağ etabı ve yine kaybedenleri belirleyebilecek bir etap. 204.5 km'lik etap bize Fransa'nın doğa güzelliklerinin yanı sıra 1 tane küçük 4 tane de büyük tırmanış vaadediyor. Son tırmanış olan Col de Madeleine bu senenin en zor 2. tırmanışı ve kesinlikle önceki senelerde gördüğümüz Alp d'Huez'den daha zorlu. Etabın başında Col de Colombiere yarışın en başında olduğundan belirleyici olmayacak olsa da yarışçılar, turun son kilometrelerinde eminim bu çıkışı da hatırlayacaklar. Bu etabın diğer bir ilginç tarafı kazananı tırmanışın değil 20 km'lik inişin belirleyecek olması. Oldukça dik inişin ardından bizi 10 km'lik düz bir bitiş bekliyor. Nibali burda olsaydı Basso için oldukça iyi bir gün olacak diyebilirdik ama maalasef Basso Grappa'nın aksine bu sefer tek başına olacak. Tırmanışın ardından 30 km daha olması kaçışın galip gelemeyeceğini gösteriyor, tırmanışta da atak yapmak zor olacak bu açıdan, ilginç ve taktiklerin konuşacağı bir gün diyebiliriz. Nibali kadar iyi olmasa da Kreuziger'in de inişi iyi diyebiliriz. Genel klasmanın çok değişmeyeceğini söyleyebiliriz, tırmanışı iyi olan ama genel klasmana rakip olamayacak birinin etap galibiyeti ya da favorilerin toplu bir finişini görebiliriz. Kırmızı puanlı mayo için de yarış esas yarın başlıyor diyebiliriz, iyi bir tırmanıcı olmayan ve ortalama dağlarda geriye düşen Pineau için formasını korumak bundan sonra artık daha zor.
Yarın ki etapta bulunan 2 büyük tırmanışın profilini koyuyorum, bu iki tırmanışın arasına yaklaşık olarak 80 km, bir tane 2. kategori ve bir tane de birinci kategori tırmanış koyup hayal edin. Etabı bitiren herkes saygıyı hakediyor.





Not #1: Blogdaki yazık hataları, fotoğraflar, videolarla ilgilenebilecek gönüllü birini arıyorum.
Not #2: Eylül ortasında İtalya'ya gidiyorum. Her türlü tavsiye makbüldür, hepinize iyi seyirler.