Bugün Alpler ile Pireneler arasında sıklıkla görebileceğimiz klasik bir geçiş etabı izledik. Etabın uzunluğu kaçanların kazanabileceğini gösteriyordu. Küçük takımlar bu şansı iyi değerlendirmek isterken, tek yapmaları gereken genel klasman için yarışan takımların kendilerine izin vermeleri için dua etmekti. Ayrıca bugün 14 Temmuz (Fransa'da monarşinin bitip Cumhuriyetin kurulduğu gün olarak kabul edilen Bastille Günü) olması sebebiyle Fransız takımlarının bugün kazanmak için ellerinden geleni yapacaklarını da biliyorduk.
Yarışta esas mücadele, kaçan grup arasında ve dağ mayosu için yarışan Pineau (Quick Step) ve Charteau (Bbox Bouygues Telecom) arasında geçti. Bazen pelotondakiler kendi aralarında konuşarak ya da tamamen telapati kurarak veya bisikletin yazılı olmayan kurallarına uyarak kaçanları takip etmemeye karar verir. Bugün de o günlerden biriydi. Sakatların yaralarını sardığı, genel klasman yarışçılarının kendilerini yenilediği bir etap izledik. Yarışın son 106 kmsinde kaçanların yarattığı fark 8 dakikanın üzerindeyken, 60 km kala fark 11 dakikaya kadar çıktı. Bu dakikadan sonra peloton manzara seyreder gibi yoluna devam ederek etabı bitirdi. Bunun sebebinin kuşkusuz kaçanlar arasında genel klasmanı tehdit edecek en yakın atletin (Mario Aerts Omega Pharma-Lotto) 32 dakika geriden geldiğini söylemek yerinde olur. Gerçek bir tehdit yoktu ve herkes halinden memnundu.
Günün son tırmanışının bittiği noktada kaçanlar için galibiyet mücadelesi başladı. 15 km kala ilk atağı yapan Aerts oldu ve o noktaya kadar günün en çalışkan ismi olan Bouet'den liderliği devraldı. Açıkçası bütün gün çalışıp Bouet'nin kazanamaması üzücüydü. 13 km kala peşine takılan Kiryienka ile Paulinho bir atak gerçekleştirdi ve 2 km içinde rakiplerine 36 saniye fark attılar, bu dakikadan sonra yarışın ikisi arasında geçeceği kesindi. Geride kalanlar cevap vermeye çalışsalar da 5 km kala fark 1 dakikaya kadar çıktı. Etap zaferine giden ikiliden Kiryienka'nın pist bisikleti geçmişi olduğundan dolayı birinci olacağı düşünülüyordu ama takip ederken sarfettiği efor ve 150 metre kala Paulinho'nun atağına geç cevap vermesi O'nu 2. yaptı. Bisiklet gerçekten vahşi bir spor, 170 km'lik muhteşem efor ve etap zaferini 2 saniyeyle kaybetmek oldukça üzüntü verici olsa gerek.
Paulinho'nun galibiyeti Radioshack'e kutlama yapmak için bir bahane verse de Landis'in itiraflarından dolayı açılan soruşturmanın mahkemeye taşınacağı haberinin gelmesi, Radioshack ve Lance Armstrong tayfası için ilerisinin pek parlak olmadığını gösteriyor. Sadece doping olayının dışında, takımın yaptığı çeşitli yolsuzluklarla da alakalı bir dava olacak. Lance Armstrong'un korku içerisinde olduğu her halinden belli, olay hakkında yaptığı yorum ise komik. ("It was not my company, I didn't have a position, I didn't have an equity stake, I didn't have a profit stake, I didn't have a seat on the board. I was a rider on the team. I can't be any clearer than that" - Benim şirketim değildi, herhangi bir pozisyonum yoktu, hissedar değildim, kar ortağı değildim, kurulda bir koltuğum yoktu. Sadece bir yarışçıydım. Bundan daha açık olamam. ) Lance'in takım üzerinde etkisi ise tartışılamaz. Bu yüzden bu açıklamaların gerçeği yansıtmadığını söyleyebiliriz.Amerikan adalet sistemi bizimkinden biraz farklı olduğu için tam yorum yapmak zor olsa da, tanıkların ifadelerine juri önünde başvurulacak. Kimse birşey itiraf etmek zorunda olmasa da kimsenin Lance için hapse girmek isteyeceğini düşünmüyorum, özellikle bacakları traşlı 65 kiloluk beyaz adamların. UCI'ın bu olayı kapatmak isteyebileceği veya bisikletçileri korkutabileceği düşünülse de Amerikan Federal Hükümeti, UCI'dan çok daha korkunç. Umarım en kısa zamanda sonuçlanır ve LAnce Armstrong'un sadece yaşından kaynaklanmadığını düşündüğüm, özellikle kaldırım taşlarda amatörce bisiklet kullanmasının sebepleri de belli olur.
Yeşil mayo mücadelesinde toplu sprinti Cavendish çok rahat kazandı ama Hushovd ve Petacchi'nin diğer yerlerde aldıkları puan sonucunda rakiplerine pek yaklaşamadı. Dağ mayosu için de aynı şey geçerli, Pineau bir kaç gün daha taşıyacağa benziyor.
Yarınki etaba gelirsek, 3. kategoriden bir tırmanış haricinde bolca inişin bulunduğu bir sprint etabı bizleri bekliyor. 184.5 kmlik etabın başında uzun ama çok eğimli olmayan bir çıkışın ardından bitişe 118 km kaladan itibaren bitişe kadar inişle devam ediyor. Açıkçası Cavendish'in yerine gelen özgüveni ve bacaklarından alevler çıkan Renshaw'la birlikte HTC'ye kimsenin rakip olamayacağını düşünüyorum. Yeşil mayo mücadelesi için kritik bir etap, Petacchi'nin inişlerde yapacağı mücadele galibi belirler. Tabii bu tahminlerin hepsi bir lastik patlağıyla, bir kazayla son bulabilir, benim tahminlerim herşeyin rast gitmesi durumunda tutabilecek tahminler, bisiklet gibi aşırı gücün harcandığı bir spor için çoğu zaman herşey iyi gitmiyor.
Son olarak eklemek isterim ki, Tour de France başladığından bu yana bloga yaklaşık 1000 adet tekil ziyaretçi gelmiş. Bunların bir kısmının bot vs. olduğunu elbet biliyorum ama özellikle Türkçe yazılı kaynağın çok az olduğu bisiklet sporunda blog yerini bulmuş gibi gözüküyor. Türkçe bisiklet literatürü oluşursa eğer günün birince, bunda 1 milyonda 1'lik bir katkım bile olursa çok mutlu olurum. Artık bizden geçti ama genç ve çocukların bu spora ilgi duymasını sağlamak için bu tip yazıların da işe yarayabileceğini düşünüyorum. Bloga gösterdiğiniz ilgi için teşekkür ederim, umarım katkılarınız artarak devam eder. Her türlü fikir, yorum, eleştiriye açığız. Bisiklet Türkiye'de üzerinde çok konuşulmayan bir spor olduğu için insan birşeyler yazarken çoğu zaman yaşayarak öğreniyor.
15 Temmuz 2010 Perşembe
14 Temmuz 2010 Çarşamba
Tour de France 2010 - # 9
Kaybedenleri gördüğümüz bir etap izledik, maalasef kaybedenler arasında hemen hemen herkesin sevdiği gökkuşağı mayo sahibi Cadel Evans olması bisiklet sevenleri üzdü. Özellikle etap bitişinde gözyaşlarına boğulması, etap boyunca neler çektiğinin bir göstergesi. Avustralyalı'nın burdan geri dönmesi biraz zor gözüküyor, gökkuşağı mayonun laneti devam ediyor.
Bu etap sonunda GC iki kişiye kaldı gibi, zaten o iki kişide bunun farkında olduğundan dünkü etabı beraber tamamladılar. Etabın 30 kmsinde 3'er kişiden oluşan Saxo Bank ve Caisse d'Epargne ve diğer takımlardan 4 kişiden oluşan bir kaçış ekibinin kopmasıyla başladı. Takımların nasıl bir taktik izleyeceğini düşünürken Col de Madeleine geçilirken kaçış grubu 6.30 dakikalık bir fark yakalamıştı. Bu sırada pelotonun yükünü sarı mayo sahibi BMC çekiyordu, Captain Blueheart'ın arkasına yaslanmış olan Cadel Evans'da pek sorun gözükmüyordu. Kaçış grubunda olan gerçek bir dağcı sayılmayacak ama kırmızı puanlı mayo için yarışan Pineau düşerken, Vino'nun sarı mayo grubuna yaptığı 1 dakikayı geçen farkla hem kaçış grubuyla aradaki farkı azalttı hem de pelotondan bir bir rakiplerini düşürmeyi başardılar. Vino yakalandığında Schleck'in atak yapma zamanıydı ve yaptı. Schleck'in ataklarında Contador Andy'nin tekerleğine yapışarak karşılık vererek yaptı ve ikili 3 kilometre kala kaçış grubuyla aralarını 30 saniyeye kadar indirdiler, yakalamaları kolaydı ama sprint finishine gitmeleri ya da buna gerek duymamaları etabı Française des Jeux takımından Sandy Casar'ın kazanmasını sağladı. Schleck sarı mayoyu sırtına geçirirken, Contador ile arasındaki fark 42 saniye.
42 saniye Schleck'in ne kadar kötü bir TT'ci olduğunu düşünürsek yetmez, Contador geçen seneki gibi güçlü gözükmezken dağlarda eğer 3 dakikalık bir fark atabilirse Andy Schleck'in ciddi bir şansı olduğunu söyleyebiliriz. Astana takımı için gerçekten sadece Vinokourov'un çalıştığını söyleyebiliriz, Saxo Bank bu açıdan daha şanslı. Özellikle dün Jens VOigt'un kendini parçaladığını gördükten sonra - ki kendisi geçen sene gerçek anlamda parçamıştı kendini - Saxo Bank'ın bu anlamda bir adım önde olduğunu söylemek mümkün. Voigt demişken, dünkü etabın gerçek kahramanıydı, muhteşem bir performans gösterdi.
Son olarak söylemek istediğim, gördüğümüz birşey varsa, ilk 10 günün son zamanlarda seyrettiğimiz 10 günlerden çok çok daha iyi olduğu, harika bir Tour de France oluyorum, umarım heyecan azalmadan devam eder.
12 Temmuz 2010 Pazartesi
Tour de France 2010 - #8
Cumartesi ve pazar günkü etapların sadece özetini izleyebildim. Bunun temel sebebi haftasonları İzmir sahillerinin cazibesi, suçlu ben değilim, o yüzden blogda yazı bekleyen herkesten özür dilerim. Cuma gününü de pas geçtiğimi düşünürsek o günden başlayarak bugüne kadar bir yazı yazmak istiyorum.
Cuma günü Cavendish tekrar kazandı kazanmasına ama "lead-out man" Renshaw resmen ders verdi. Bisiklet sporunu yeni takip etmeye başlayanlar çeşitli video sitelerinden Renshaw'un sprint öncesi neler yaptığına bakabilirler. Sprint öncesi Cavendish'e en iyi pozisyonu sağlamak ve tempoyu olabildiğince arttırıp diğer takımların atak yapmasını engellemek olan Renshaw, son iki dönüşte yavaşlayarak, ardından tekrar tempo arttırıp o kargaşada Cavendish'i 200 metre kala en iyi pozisyonda bırakarak ingiliz'in 2. etap zaferini kazanmasını sağladı. Çekilmesine rağmen Renshaw'un etabı 13. bitirdiğini de hatırlatmak gerek. Garmin ve Lampre-Farmese Vini'li lead-out'larının yarışın sonuna doğru O'na bakışları bile bir çok şeyi anlatıyor. Zaten Cavendish'de etap sonundaki röportajında " ben sadece ellerini havaya kaldıran adamım" şeklinde takımını onore etmiş, üzerindeki baskıyı attıktan sonra Ondan böyle zaferler beklemek normal olsa gerek. Cuma günü, Farrar sonunda sakatlıklardan kurtulup 2. oldu ve Petacchi 3.
Cumartesi günkü etap ise ilk dağ etabıydı. Des Rousses'a kadar sarı mayoyu koruyabilir denilen Chavanel sarı mayoyu Arenberg'de kaybetmişti ama şaşırtıcı şekilde Des Rousses'da tekrar sarı mayoyu kazandı. 2. etaptaki gibi hem etap birinciliği hem de sarı mayo dublesi yapan Chavanel ve takımı Quick Step (bu arada dağ klasmanında da birinci aynı takımdan Jerome Pineau ikinci Chavanel) şu ana kadar Tour de France'ın en başarılı takımı olarak gözüküyor. Hedeflerine çoktan ulaştıklarını söyleyebiliriz.
Pazar gününe gelirsek, hem 2010 Tour'unun ilk haftasını bitirmesi sebebiyle hem de ilk gerçek dağ etabı olduğundan ilk gerçek GC etabı olmasından dolayı merakla beklenen bir etaptı. Akşam özetleri izlemeden önce internet sitelerinde Armstrong için Tour'un bittiğini okuduğumda oldukça şaşırdım. Ian'la cumartesi konuşurken Armstrong'un bundan sonra tek kazanabileceği GC'de çok fazla dakika yedikten sonra birkaç etap demiştim, O buna pek inanmasa da benim için de Armstrong'un bu kadar çabuk havlu atması şaşırtıcı oldu.Bu sene parke taşlı yollarda nasıl acı çektiğini beraber seyrettik, geçen sene de dağ etaplarında eskisi kadar iyi olmadığını görmüştük. Neden herkes bu senenin farklı olduğunu düşünüyordu ki? Bu bisiklet için bir dönemin kapanışını ilan etmek gibi bir şey. Artık Armstrong yok ve gelecek 10 sene başka yarışçıların hakimiyetinde geçecek. 3 kez kaza yaptığı söyleniyor ama pazar günkü etapta sadece bir kere düştüğünü belirtmek lazım. Twitter'ında 65 km hızla yuvarlandığını söylüyor ama kaza yaptığı yerde 65 km hızla gitmek imkansız, tipik Amerikalı gibi davrandığını söylemek lazım. Tekrar belirtmek gerek, belki eskiden hep avantaj elde ettiği kazalardan, belki artık çok yaşlı olduğundan, belki de artık temiz olduğundan dolayı Lance Armstrong dönemi son katıldığı Tour De France'ın ilk haftasında bitti.
Kaybedenden bahsettikten sonra, kazananı da yazmak gerek. Dünkü etap sonunda sarı mayoyu sırtına geçiren Cadel Evans, 3. etapta uyguladıkları taktiğin bugün sarı mayoyu sırtına geçirmesinde etkili olduğunu söylüyor , kesinlikle haklı. O gün Cancellara'nın grubundan ayrılmayan Evans şu anda muhtemelen sarı mayoyu nasıl koruyacaklarına dair BMC'nin sportif direktörü (babası da Eddy Merckx'in sportif direktörüydü) ile çalışıyor. Andy Schleck ise gerçekten iyi bir performansla etabı kazandı. Herkes Contador'un atak yapmasını beklerken Contador sadece bisikletini sürmeyi tercih edince O'nu gölge gibi takip eden Schleck bitişte bir atak yaparak en büyük rakibine 10 saniye fark atıp etabı kazandı. Daha önce atak yapmadığından dolayı pişman olup olmadığıyla ilgili bir soruya, "takımın bir planı vardı ve ona sadık kaldım, sarı mayoyu giymek güzel olurdu ama önemli olan Paris'te giymek" gibi bir cevap vermiş. Contador her zaman böyle kötü bir gün yaşamayabilir, fırsatı varken kullanmalıydı ama kendisinin bu sezon özellikle 3. etapta gösterdiği performanstan sonra en ciddi sarı mayo adayı olduğunu söylemek lazım. İlk haftanın tümüne baktığımızda Tour de France'ın bu sene muhteşem olduğunu söyleyebiliriz. Kazananlar, Schleck, Cancellara, Cadel Evans, Chavanel, Cavendish, Pineau, HTC ve Quick Step, kaybedenlerin ise hepsi Lance Armstrong ve Radioshack'in gölgesinde olduklarından belirsiz.
Bir günlük aranın ardından Tour 9. etabıyla yarın tekrar başlıyor. Yine bir dağ etabı ve yine kaybedenleri belirleyebilecek bir etap. 204.5 km'lik etap bize Fransa'nın doğa güzelliklerinin yanı sıra 1 tane küçük 4 tane de büyük tırmanış vaadediyor. Son tırmanış olan Col de Madeleine bu senenin en zor 2. tırmanışı ve kesinlikle önceki senelerde gördüğümüz Alp d'Huez'den daha zorlu. Etabın başında Col de Colombiere yarışın en başında olduğundan belirleyici olmayacak olsa da yarışçılar, turun son kilometrelerinde eminim bu çıkışı da hatırlayacaklar. Bu etabın diğer bir ilginç tarafı kazananı tırmanışın değil 20 km'lik inişin belirleyecek olması. Oldukça dik inişin ardından bizi 10 km'lik düz bir bitiş bekliyor. Nibali burda olsaydı Basso için oldukça iyi bir gün olacak diyebilirdik ama maalasef Basso Grappa'nın aksine bu sefer tek başına olacak. Tırmanışın ardından 30 km daha olması kaçışın galip gelemeyeceğini gösteriyor, tırmanışta da atak yapmak zor olacak bu açıdan, ilginç ve taktiklerin konuşacağı bir gün diyebiliriz. Nibali kadar iyi olmasa da Kreuziger'in de inişi iyi diyebiliriz. Genel klasmanın çok değişmeyeceğini söyleyebiliriz, tırmanışı iyi olan ama genel klasmana rakip olamayacak birinin etap galibiyeti ya da favorilerin toplu bir finişini görebiliriz. Kırmızı puanlı mayo için de yarış esas yarın başlıyor diyebiliriz, iyi bir tırmanıcı olmayan ve ortalama dağlarda geriye düşen Pineau için formasını korumak bundan sonra artık daha zor.
Yarın ki etapta bulunan 2 büyük tırmanışın profilini koyuyorum, bu iki tırmanışın arasına yaklaşık olarak 80 km, bir tane 2. kategori ve bir tane de birinci kategori tırmanış koyup hayal edin. Etabı bitiren herkes saygıyı hakediyor.


Not #1: Blogdaki yazık hataları, fotoğraflar, videolarla ilgilenebilecek gönüllü birini arıyorum.
Not #2: Eylül ortasında İtalya'ya gidiyorum. Her türlü tavsiye makbüldür, hepinize iyi seyirler.
9 Temmuz 2010 Cuma
Tour de France 2010 - #7
Dünkü etabı seyredemedim ama HTC tarafından sabah yapılan açıklamanın ardından Cavendish'in kazanmış olması yeşil mayo mücadelesinde geride kalmış olsa da, biz izleyenler için biraz daha heyecan vaadediyor.
Özetlerinde izlediğim etabı kazandıktan sonraki ve podyumdaki hali uzun süredir yaşadığı sakatlık, formsuzluk, pelotonun O'nun üzerine gitmesi, başarısızlıkta üzerinde oluşan baskıdan kurtulup rahatlamasını gösteriyordu. Bundan sonra bakalım neler yapacak.
Yarınki etap biraz da HTC ve Cavendish'in şansına denebilecek şekilde yine düz. Bu etap 227.5 km ile bu seneki Tour'un en uzun etabı. Aslında hazır forma girmişken Cavendish ve HTC'yi geçebilecek birinin olduğunu düşünmüyorum. Yolun 2 kenarı ormanlarla kaplı olduğundan yarışçılar rüzgardan da korunabilecekler. Başlarda biraz yağmur gözükse de şu an itibariyle etabın ilerleyen dakikalarında hava sıcaklığının 30'un üzerine çıkması tahmin ediliyor. Zor bir gün olacağı kesin, esas olan HTC ve Cavendish'i takip etmek. Diğer takımların yapabileceği tek şey yarış boyunca hızı arttırarak son sprintten önce Cavendish'in yorulmasını sağlamak olabilir, başka türlü şansları gözükmüyor.
Özetlerinde izlediğim etabı kazandıktan sonraki ve podyumdaki hali uzun süredir yaşadığı sakatlık, formsuzluk, pelotonun O'nun üzerine gitmesi, başarısızlıkta üzerinde oluşan baskıdan kurtulup rahatlamasını gösteriyordu. Bundan sonra bakalım neler yapacak.
Yarınki etap biraz da HTC ve Cavendish'in şansına denebilecek şekilde yine düz. Bu etap 227.5 km ile bu seneki Tour'un en uzun etabı. Aslında hazır forma girmişken Cavendish ve HTC'yi geçebilecek birinin olduğunu düşünmüyorum. Yolun 2 kenarı ormanlarla kaplı olduğundan yarışçılar rüzgardan da korunabilecekler. Başlarda biraz yağmur gözükse de şu an itibariyle etabın ilerleyen dakikalarında hava sıcaklığının 30'un üzerine çıkması tahmin ediliyor. Zor bir gün olacağı kesin, esas olan HTC ve Cavendish'i takip etmek. Diğer takımların yapabileceği tek şey yarış boyunca hızı arttırarak son sprintten önce Cavendish'in yorulmasını sağlamak olabilir, başka türlü şansları gözükmüyor.
8 Temmuz 2010 Perşembe
Tour de France 2010 - #6
Bugünün rahat bir etap olacağını, kaçış için kısa olacağını ve toplu bir sprint finishinin bizi beklediğini bu sporu az çok takip edenler zaten biliyordu ama tahmin edemediğimiz şey, Cavendish'in bacaklarının gidememesi ve diğerlerine bakıldığında yaşlı gözüken Petacchi'nin "gençler müsaadenizle" deyip bu seneki ilk gerçek sprint etabını birincilikle tamamlamasıydı.
Sarı mayo Cancellara'da kaldı ve eğer Cancellara yarını da sarı mayoyla bitirebilirse, Rene Vietto'dan sonra hiç Tour de France kazanmamasına rağmen en fazla sarı mayo taşımış 2. isim olacak. Rene Vietto bu alanda 31 günle birinci, Cancellara ise 19 güne sahip. Rene Vietto ise ayrı bir parantezi hakediyor. Hala en iyi tırmanışçı kabul edilen Vietto, 1939 Tour de France'ında takım liderinin düşmesinden sonra kendisi eğer etabı bitirirse sarı mayo sahibi olacakken, bir motorlunun yanına gelip liderinin düştüğünü söylemesinden sonra inen bisikletçilerin yanından dağı çıkarak takım liderine bisikletini verip taşa oturmasıyla meşhur oldu. Liderine sadakatin yanında, zaferden de vazgeçmesi O'nun hala anılmasını sağlayan bir özellik.

Etabın bitmesine 133 km kala yapılan kaçış asla belirli bir zamanı aşamadı ve rahat bir şekilde Cervelo ve HTC'nin çabalarıyla 13 km kala sonlandı. Bu sırada Peloton'a tempo veren HTC'den Tony Martin idi. HTC genelde olduğu gibi bugün de Cavendish için muhteşem çalıştılar. HTC'nin treni son kilometrelerde yerini almışken onları ilk rahatsız eden, Petacchi'nin takım arkadaşı, Danilo Hondo oldu. HTC treninin bozulmasına rağmen Renshaw'un müthiş çabası, 200 metre kala sprint atması beklenen Cavendish'in Petacchi, Julian Dean, Boasson Hagen, Robbie McEwen gibi isimlerle mücadele edemedi.
Yeşil Mayo hala Thor Hushovd'da olmasına rağmen, aradaki fark 10'a kaldı ve eski toprak Petacchi oldukça formda görünüyor. Kazandığı etaptaki kazalar gölge düşürmüştü ama bu aldığı zafer kendisinin hala formda olduğunu gösteriyor.
Yarın ki etap, şampanya merkezi Epernay'dan başlayıp 2001'de Unesco dünya mirasına alınmış orta çağın en önemli ekonomi merkezlerinden Provins'den geçerek Venedik'e benzeyen Montargis'de bitecek 187.5 kmlik, 4. dereceden dağlar olmasına rağmen muhteşem bir sprint etabı. Tur Montargis'den en son 2002'de geçmiş ve Robbie McEwen kazanan olmuştu. Cancellara'nın ayaklarının gitmediğini ve toplu finişlerde Hushovd'un Petacchi ve Boasson-Hagen'e iyi günlerinde rakip olamıyacağını düşünürsek, bugün oldukça iyi bir taktik izleyerek HTC'yi dağıtan Lampre-Farmese Vini'nin tekrar Petacchi'yi zafere taşıyacağını düşünüyorum. Spor tarihi her zaman çeşitli hikayeleri sevmiştir, belki de Robbie McEwen kazanır.
Not: Bu arada bu satırları yazan ben, 20 Eylül günü Roma'ya ayak basacağım. Floransa ve Napoli'ye gitmeyi düşünüyorum, yorumlarınızda her türlü yorum, tavsiye vs.'ye ihtiyacım var. Teşekkürler.
Sarı mayo Cancellara'da kaldı ve eğer Cancellara yarını da sarı mayoyla bitirebilirse, Rene Vietto'dan sonra hiç Tour de France kazanmamasına rağmen en fazla sarı mayo taşımış 2. isim olacak. Rene Vietto bu alanda 31 günle birinci, Cancellara ise 19 güne sahip. Rene Vietto ise ayrı bir parantezi hakediyor. Hala en iyi tırmanışçı kabul edilen Vietto, 1939 Tour de France'ında takım liderinin düşmesinden sonra kendisi eğer etabı bitirirse sarı mayo sahibi olacakken, bir motorlunun yanına gelip liderinin düştüğünü söylemesinden sonra inen bisikletçilerin yanından dağı çıkarak takım liderine bisikletini verip taşa oturmasıyla meşhur oldu. Liderine sadakatin yanında, zaferden de vazgeçmesi O'nun hala anılmasını sağlayan bir özellik.

Etabın bitmesine 133 km kala yapılan kaçış asla belirli bir zamanı aşamadı ve rahat bir şekilde Cervelo ve HTC'nin çabalarıyla 13 km kala sonlandı. Bu sırada Peloton'a tempo veren HTC'den Tony Martin idi. HTC genelde olduğu gibi bugün de Cavendish için muhteşem çalıştılar. HTC'nin treni son kilometrelerde yerini almışken onları ilk rahatsız eden, Petacchi'nin takım arkadaşı, Danilo Hondo oldu. HTC treninin bozulmasına rağmen Renshaw'un müthiş çabası, 200 metre kala sprint atması beklenen Cavendish'in Petacchi, Julian Dean, Boasson Hagen, Robbie McEwen gibi isimlerle mücadele edemedi.
Yeşil Mayo hala Thor Hushovd'da olmasına rağmen, aradaki fark 10'a kaldı ve eski toprak Petacchi oldukça formda görünüyor. Kazandığı etaptaki kazalar gölge düşürmüştü ama bu aldığı zafer kendisinin hala formda olduğunu gösteriyor.
Yarın ki etap, şampanya merkezi Epernay'dan başlayıp 2001'de Unesco dünya mirasına alınmış orta çağın en önemli ekonomi merkezlerinden Provins'den geçerek Venedik'e benzeyen Montargis'de bitecek 187.5 kmlik, 4. dereceden dağlar olmasına rağmen muhteşem bir sprint etabı. Tur Montargis'den en son 2002'de geçmiş ve Robbie McEwen kazanan olmuştu. Cancellara'nın ayaklarının gitmediğini ve toplu finişlerde Hushovd'un Petacchi ve Boasson-Hagen'e iyi günlerinde rakip olamıyacağını düşünürsek, bugün oldukça iyi bir taktik izleyerek HTC'yi dağıtan Lampre-Farmese Vini'nin tekrar Petacchi'yi zafere taşıyacağını düşünüyorum. Spor tarihi her zaman çeşitli hikayeleri sevmiştir, belki de Robbie McEwen kazanır.
Not: Bu arada bu satırları yazan ben, 20 Eylül günü Roma'ya ayak basacağım. Floransa ve Napoli'ye gitmeyi düşünüyorum, yorumlarınızda her türlü yorum, tavsiye vs.'ye ihtiyacım var. Teşekkürler.
7 Temmuz 2010 Çarşamba
Tour de France 2010 - #5
Fransız 68 kuşağının çok önemli bir sloganı vardır, sous les pavés la plage (kaldırım taşlarının altında plaj/kumsal var). 68 kuşağının mücadelesini ve idealistliğini anlatan bu slogan bisikletçilerin bugün tersini gösterdi. Kaldırım taşlarının üstünde felaket var. Birçok genel klasman yarışçısı bu kaldırım taşlarını henüz test etmemişti, özellikle Paris - Roubaix heyecanının doruk noktası olan bu taşlar birçok yarışçı için yabancıydı. Tabii ki Cancellara gibi bu işin profesörleri de vardı. Böyle taşlar üstünde bisiklet sürmenin zorluğunu biraz anlatmaya çalışayım. Bir kere dağlarda size avantaj sağlayan az kilolu ve küçük olmanız dezavantaj. Ağır olup taşlardan oluşan sarsıntıyı en aza indirmelisiniz. Özellikle Tour gibi hızlı geçmek zorunda olduğunuz kaldırım taşları (bu taşların bizim arnavut kaldırımları gibi düz değil, resmen rastgele yerleştirildiğini de hesaba katarsak) sürüş sırasında bileğinizin fırlayacağını, omzunuzun çıkacağını düşünürsünüz. Zaten zayıf olan adayların bu kısımlarda ne kadar zorlandığını gözlerimizle gördük. Taşların bir diğer zorluğu da 8 9 cm3 civarında olan taşların arasında olan boşluk. Boşluklara giren bir teker, küçük bir hata ve yerdesiniz. Sürücülerin şansına yağmur yoktu ve zemin kaygan değildi, çünkü öyle olduğunda yeteneğin mücadelenin yanında Tanrı'nın da yardımı gerekiyor.

Yarışın 50. kmsinde kaçış grubu oluştu. Steve Cummings (Team Sky), Ryder Hesjedal (Garmin-Transitions), Pavel Brutt (Katusha), Pierre Rolland (Bbox Bouygues Telecom), Roger Kluge (Milram), Stéphane Auge (Cofidis) and Imanol Erviti (Caisse d'Epargne)'dan oluşan kaçış grubu yarışın yarısına gelindiğinde 4:40'a kadar arttırdılar ama bu kısımdan sonra büyük turlarda görmeye alışık olmadığımız şekilde Quick Step'in (ki sarı mayo için sorumluluk almaları zaten bekleniyordu) çabalarıyla azalmaya başladı. Normal zamanlarda başarılı olabilecek bu çalışma yarış kaldırım taşlarına düştüğü an bozuldu. Frank Schleck'in yarış dışı kalması, ardından sarı mayo sahibi Chavanel'in 2 kere bisiklet değiştirmesi, Armstrong'un lastiğinin patlaması, Contador'un önce geride kalması ama sonra Vino'nun çabalarıyla tempoya kavuşup farkı giderek azaltması. Enfes bir son 30 km izledik. Bu sırada kaçan grup dağılmış ama önlere doğru atak yapan Hesjedal Cancellara'nın başını çektiği gruptan kaçmaya çalışıyordu. Eforunu seyretmek güzel olsa da Cancellara'nın taşıdığı grup 10 km kala 20 saniye önde girmesine rağmen Hesjedal'ı yakaladı. Son sprinte geldiğinde o kısımda rakipsiz olan Hushovd rahat bir şekilde etabı kazandı. Dün çok sinirli olmasıyla beraber bugünkü etap galibiyetinin O'nun için çok anlamlı olduğunu düşünüyorum. Cancellara tekrar sarı mayoyu kazanırken, günün esas galibi beklentilerin aksine Cancellara'nın tekerleğine yapışıp taşlı yerleri çok iyi geçen Andy Schleck'in oldu. Omzundan ameliyat olacak kardeşi için ise zaferler başka bahara kaldı. Günün kaybedeni ise Contador ve Armstrong'du özellikle Vino'nun çabasına yetişemeyen Contador (vino'yu suçladılar ama grupta en önde tempo çeken Vino Contador'un kopmuş olduğunu göremezdi) ve Armstrong'du. Schleck 4. güne girerken Contador'a 41 saniye, Armstrong'a ise 1 dakika 21 saniye fark attı. Böyle bir etapta güzel bir fark.

Oldukça zevkli geçen bugün sonrasında yarın bizi, 153.5 km'lik Cambrai - Reims etabı bekliyor. Bu etabın bu seneki Tour'un en kolay etabı olacağı düşünülüyor. İniş çıkış çok az olmasının yanında vadilerin bol olmasının pelotonu rüzgarlarıyla etkileyebileceği öngörülüyor. Kaçış gruplarının kazanması zor gözüküyor, özellikle yeşil mayo şansı çok düşük olan Cavendish'in (özellikle son zamanlarda çizdiği itici profili de düşünürsek) peloton'un kendini sıkmayacağı ve kendini rahat bir gün geçirerek tedavi edeceği bir etap olacağı düşünülürse efor yapıp kazanabileceği bir etap gibi gözüküyor. Güzel bir sprint finishi bizi bekliyor gibi. Ayrıca tamamıyle Fransa'da geçicek bir etap olacağı için Tour de France'ın burda başlayacağını söyleyebiliriz. Cambrai, 34.000 nüfuslu küçük bir kasaba. Öğrenci cenneti olduğu ve önceki yıllarda Kuzey Fransa'nın kapısı olduğu düşünüldüğünde, şehirde kültür, sanat ve bundan dolayı mimari gelişmiş durumda. Reims ise şampanya'nın başkenti denebilecek ve geçmişte Fransa krallarının taç giyme törenlerinin gerçekleştirildiği önemli bir yer. 12. yüzyıldan kalma Notre Dame katedrali Unesco'nun dünya kültür mirası kapsamında. Güzel mimarinin, yemyeşil vadilerin, tarihin ve şampanya evlerinin arasında güzel bir etap olması dileğiyle.
Not: Cancellara'nın etap başında, dün protesto yapmadıklarını sadece "fair play" davrandıklarını belirtmek isterim. Hushovd delirmesinde kim delirsin?
5 Temmuz 2010 Pazartesi
Tour de France 2010 - #4


Bugün başı ve sonuyla bisiklet severlerin dikkatini her an üzerinde toplayan güzel bir etap izledik. Ardennes klasiklerine benzeyen etap klasik bir günü bizlere sundu. Yarışın 17. km'sinde günün kaçışı gerçekleşti. Omega Pharma-Lotto'dan Matthew Lloyd ve Jürgen Roelandts, Quick Step'ten Jerome Pinaeu ve Sylvain Chavanel, Marcus Burghardt (BMC Racing), Sebastien Turgot (Bbox Bouygues Telecom), Rein Taaramae (Cofidis) ve Francesco Gavazzi (Lampre-Farnese Vini)'den oluşan kaçaklar önlerinde ki uzun gün için ilk ataklarını yapmış oldular. 4.25'e kadar çıksa da peloton yarışı kontrol ediyor gibi gözüküyordu, özellikle birçoklarının tahmini son tırmanıştan önce peloton'un kaçakları süpüreceği idi. Tırmanış puanlarını Pinaeu, Taaramae ve Lloyd toplarken yarışın son 60 km'sinde ilk kaza yaşandı. Mickäel Delage (Omega Pharma-Lotto) ve Julian Dean (Garmin-Transitions) yarış dışı kaldılar. Bu dakikadan sonra kaçış grubunda kopmalar başladı, 40 km kala Lloyd ve ve Turgot peloton tarafından yakalandılar. Stockeu inişi peloton'un kaçanları yakalaması için bir fırsat olduğu düşünülürken önce Chavanel'in atağı ardından da güne damgasını vuran kazalar meydana geldi. Neredeyse bütün favorilerin bir ya da iki kez düşmesi sonucu peloton Cancellara'nın talimatıyla geride kalanları bekledi. Sarı mayo sahibi sorumluluk sahibidir ve Cancellara'nın iyi birşey yaptığını düşünüyorum. Sonrası ise tam bir sirk, Thor Hushovd ve diğerlerinin dediği gibi Schleck yetiştiğinde artık herkesin kendi işine bakması gerekiyordu. Bisiklet 100 yıllık bir spor ve düşmeler 100 yıldan beri yaşanıyor, şu an güvenlik önlemleri neredeyse mükemmele yakınken böyle bir tavır ve sprint'e izin verilmemesi (bir nevi derin peloton çetesi tarafından) ve yolun aşırı tehlikeli olması sebebiyle protesto edilmesi bana göre saçmaydı. Bisiklet sert adamların sporudur, 4 saat yüksek hızda bisiklet kullanmak çoğu insanın başaramayacağı bir şey. 2001'de Armstrong Ulrich'i beklemişti, 2003'te de Ulrich, Armstrong'u bekledi ama 99'da passage du goi'da favorilerin de içinde bulunduğu 25 kişilik grup düşünce, Armstrong gazlamış ve neredeyse 7 dakikalık bir zaman kazanmıştı. Bu işler açıkçası bisiklet sporunda çok belirsiz ve yazısız etik kuralları oldukça değişken. Günün galibi, hepimizi ters köşeye yatırdı ve bana göre muhteşem bir zafer kazandı. Seneye kontratını yenileyecek bir yarışçı için epey iyi bir başarı. Takım arkadaşı Pineau'nun da ilk kırmızı benekli mayo sahibi olması Belçika tabanlı Quick Step takımı için günü oldukça karlı kapattı. Quick Step artık hem tırmanışçı mayosu için hem de sarı mayonun korunması için çalışacak. Sarı mayo onlar için bir hedef değil ama mümkün olduğunca fazla süre de ellerinde tutmak için ellerinden geleni yapacaklardır, etaplar da en az bir hafta tutabilmeleri için uygun görünüyor. 2 Fransız'ın liderliğinde Tour yarın memleketine dönüyor. Bugün kısa bir Liège - Baston - Liège izleyen bizler yarın da kısa bir Paris - Roubaix etabı izleyeceğiz. Yarın ki etap Wanze - Arenberg arasında 207 km'lik finişi meşhur Arenberg ormanında olan enfes bir etap. 7 farklı yerde bulunan toplam 13.2 kmlik parke taşlardan oluşan bir bölüm de bizleri bekliyor. Bazıları yarışacak, bazıları bitirmeye bazıları da sadece hayatta kalmaya çalışacak. Bugünün protestocusu ama bu klasiklerin baş aktörü Cancellara'yı izlemeyi bekliyorum. Contador'un ve Schleck kardeşlerin sevmediği bu tip yollarda Sky takımı peloton'u çekecek gibi geliyor. Contador Vino'nun çalışmasına bakacak. Bugünkü etaptan sonra sinirli olan Norveç şampiyonun da neler yapacağı merak konusu.

Gördüğünüz gibi adaylar bol, etap sert, zevkli bir yarış bizleri bekliyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
