13 Temmuz 2011 Çarşamba

Tour de France 2001 #3 - 13.07.2011

Dünkü etabın sonunda Greipel yumruğunu havaya kaldırdığında Nuri Şahin'in Podolski'ye verdiği ayarı hatırladım. İnanılmaz hırs dolu hareketlerdi ikiside. Bildiğiniz gibi Andre Greiple iyi bir sprinter olmasına rağmen HTC'de Cavendish varken asla Tour'a katılamayacak olan bir yedek takım oyuncusuydu. Kendisi risk alıp daha küçük ve sprinter ihtiyacı olan bir takıma geçti ve Tour'a katılma şansını yakaladı. Cavendish'i geçtiğinde de bu fırsat için ne kadar çalıştığını gösterdi. Spor tarihi bu ve bunun gibi kahramanlıklarla doludur aslında ama bize her zaman çalışmanın ve pes etmemenin önemini anlatır. Greipel'in dün omuz farkıyla kazandığı etap pekala bir Hollywood filmine konu olabilir. Kahramanımız iyidir ama asla en iyi değildir, rakibinin gölgesinde kalır, çalışır çabalar ve geri dönüşü muhteşem olur. Filmin finali de gözyaşları içinde izleyeceğimiz foto finiş sahnesidir.
Her neyse benim için dünkü etabın esas kahramanı tek başına atak yapıp muhteşem bir çaba gösteren Gilbert idi. Her ne kadar bunun HTC trenini dağıtmak için bir taktik olduğunu yarış sonunda açıklasalar da yeşil mayonun yaptığı atak ve sonrasında gösterdiği solo müthiş bir çabaydı.
Bugünkü etap dünden ve geçtiğimiz günlerden daha saf bir sprint etabı. Bu yüzden Tour'un rotası açıklandığından beri herkes bugünün galibinin Cavendish olacağından emin. Aksini düşünmek biraz romantiklik olur ama dün Greipel'in galibiyeti bu romantiklerin eline biraz koz vermiş durumda. Gilbert'in yeşil mayo için atak yapması gerek ama bu atak nerede olur ve ne kadar dayanır meçhul. Sonuç yine toplu sprint finişine ve Cav'ın galibiyetine kalacak gibi görünüyor. Petacchi'nin dün ortalarda olmadığını varsayarsak dinlenmiş olduğunu ve bugün tüm gücünü göstereceğini düşünebiliriz, Greipel ise etap galibiyetinden sonra ekstra bir motivasyon sağlarsa Cavendish'e rakip olabilir.
Dağlardan ve dananın kuyruğunun kopmasından önce son gün. Açıkçası bugün yarışı seyretmeyip akşam videoları okumayı düşünüyorum. Sarı mayonun el değiştirmesi zor bir ihtimal görünüyor ama yeşil mayonun sahibi değişebilir. Bekleyip görelim.

12 Temmuz 2011 Salı

Tour de France 2001 #2 - 12.07.2011




Doping yapanların dopinglerini ve aldıkları maddelerin testte çıkmasını önleyici maddeleri yüklediği bir boş günden sonra tura geri dönüyoruz. Alexander Kolobnev'in de kanında böyle bir maddeden bulundu. Kendisi henüz ceza almadı ama muhtemelen bundan sonra kendisini göremiyeceğiz.
Bugünkü etap ile yeniden Masif Santral bölgesine gidiyoruz. Önümüzdeki iki gün Gc için belirleyici olmasa da yeşil mayoyu belirleyebilir. Perşembe'den itibaren ise tırmanışa başlıyoruz. Gc için yarışan takımlar sadece liderlerini korumak ve onları Pireneler'e sağ salim götürmek isteyeceklerdir. Etapta kapışma yine sprint takımları arasında geçecek gibi görünüyor, açıkçası etap sonunun tırmanış ve ardından iniş olmasının HTC'de ve Cavendish'te sıkınt
ıya yol açacağını düşünüyorum. Özellikle bu sene HTC'nin trenini bozmak için önceden yapılan atakların treni bozmakta (ama Cavendish'i değil) başarılı olduğunu düşünürsek, tırmanışta yapılacak bir atak Cavendish'in finişe taşınmasında zorluk çıkarabilir. O yüzden yokuşları seven - Cavendish'den daha çok seven - ama iyi sprinter olan Thor Hushovd ve Edvald Boasson Hagen gibi isimlerin şansı olabilir. Son kilometrede yine sert dönüşler bizi bekliyor, umarım büyük bir
kaza olmadan atlatırız. Bu arada Cavendish'in yokuşlarda düşmesi halinde Goss'un HTC için böyle anlarda her zaman B planı olduğunu da unutmamak gerek.
Yarın erken kaçışlar görebiliriz, özellikle küçük takımların kendilerini göstermek isteyeceği nitelikte bir etap. Kısa olması işlerini daha da kolaylaştıracak. Vacansoleil ve Europcar zaten kaçışların olağan şüphelileri, bunlara bir kaç takım daha katılmak isteyecektir. Kaçanların kazanması her zaman bu sporu izleyenler için iyidir, kaçanların yakalandığı ve kenara
çekildiği an her zaman duygusaldır. Açıkçası Hoogerland'ın bu grupta olmasını ve kazanmasını çok isterim. Bu adamlar ve bu ruh oldukça bu spor 100 sene sonra da izlenmeye devam edecek.
Yeterki daha fazla gelir isteyen birileri için spor arabalar ve motorlarla dolu bir sirke dönüşmesin. Zaten bisiklet yarışı sevenler arasında bu sene Giro'da bir etabın iptal edilmesinden dolayı artan bir araba nefreti mevcut. Tamam belki artık bisikletçilerin bisiklet tamirleri için civar köylerde iyi bir demir ustası bulmasını beklemiyoruz ama bu kadar "önlem" de biraz fazla "profesyonel" duruyor.
Yarış Fransa'nın şemsiye endüstrisini elinde bulunan Aurillac'da başlıycak. Şehirde yine helikopterden görmekten zevk alacağımız, Saint Géraud, Notre Dame aux Neiges, Sacré Cœur, Saint-Joseph Ouvrier gibi kiliseler mevcut. Ayrıca etabın bittiği Carmaux
kömürün keşfedildiği yermiş. Muhtemelen seyircilerden bununla ilgili bir atraksiyon görebiliriz. Buraların Fransa'nın sönmüş volkanlar bölgesi olduğunu da belirtelim. Yol üstünde
yine muhteşem yerler göreceğiz, geçenlerde yayında Sarper Günsal'ın da belirttiği gibi tam parselleyip ağaçların kesilip, tarihi eserlerin yıkılıp site yapılacak yerler. Heralde bu Fransızlar salak, oysa bir tane iş bilen belediye başkanı ve 2 Karadenizli müteahhitler biz hallederdik.

Yarışı izlerken şu sıralamaya dikkat:

Yeşil Mayo Sıralaması:
1 Philippe Gilbert (Bel) Omega Pharma-Lotto 217 pts
2 Jose Joaquin Rojas Gil (Spa) Movistar Team 172
3 Mark Cavendish (GBr) HTC-Highroad 153
4 Thor Hushovd (Nor) Team Garmin-Cervelo 1375 Cadel Evans (Aus) BMC Racing Team 135
6 Romain Feillu (Fra) Vacansoleil-DCM Pro Cycling Team 99
7 André Greipel (Ger) Omega Pharma-Lotto 78
8 Tyler Farrar (USA) Team Garmin-Cervelo 76
9 Sébastien Hinault (Fra) AG2R La Mondiale 60
10 Denis Galimzyanov (Rus) Katusha Team 55



11 Temmuz 2011 Pazartesi

Bisiklet


Bisiklet acı çekmenin, açı çekmekle baş edebilmenin, acı çekmeyi takdir etmenin sporudur. Bu şekilde yarışı bitiren herhangi bir sporcu sadece alkışlanır, zaten bu yüzden bu spor 100 yıldır seyrediliyor.

9 Temmuz 2011 Cumartesi

Bu Nedir Arkadaş?


George Hincapie'nin bacakları. Fotoğraf Cyclingnews'den. Bildiğimiz varisin bisikletçi haliymiş, görünüş dışında bir zararı yokmuş, bacaklar sürekli kan pompaladığı için bu şekil oluyormuş, çoğu bisikletçi de varmış ama bu biraz abartmış. Bizim Hincapie kadar bisiklet sürmemiz imkansız yani o yüzden bize de olur mu diye düşünmek gereksiz.

7 Temmuz 2011 Perşembe

Tour de France 2011 - #1 - 08.07.2011

Belki bu blogu okuyanların birçoğunun bildiği üzere askere gittim geldim ve bu sebepten dolayı bu sezonun tümünü kaçırdım diyebilirim. Açıkçası sezon içinde bisiklet dünyasında neler döndüğü hakkında pek fikrim yok o yüzden yapacağım yorumlar biraz eski olursa şimdiden kusura bakmayın.

Tdf’nin 7. Etabı belki de bu seneki ilk “saf” sprint etabı, bu aşamada size Mario Cippolini’den bahsetmek istiyorum. Büyük bir yarışçı olmasının yanında kişiliğiyle de büyük bir bisiklet fenomeniydi. En büyük özelliği de TDF’yi ilk hafta sprint etaplarında yarışıp dağ etapları gelince Tour’dan ayrılıp diğerleri acı çekerken onlarla plajdan gönderdiği resimlerle dalga geçen biri olmasıydı. Bu sene Tour etapları açıklandığında ilk aklıma gelen Super Mario eğer yarışmaya devam ediyor olsaydı bu ilk haftaki etaplarda ne yapardı sorusu geldi aklıma. Bugün muhtemelen seyretmiş olduğunuz gibi adı sprint etabı olarak geçmesine rağmen son düzlükte ne Cavendish’in ne de Farrar’ın yer aldığı bir bitiş gördük, diğer etaplar da buna benziyordu, sprinterları zorlayacak tırmanışlar ve ardından finiş. Yarın ise neredeyse dümdüz diyebileceğimiz 218 km’lik bir etap.

Le Mans’dan başlayan etap Cavendish’in 2008 yılında ilk Tour etap galibiyeti kazandığı Châteauroux’da bitecek. Etabı normal bir sprint etabından ayıran ve tahminleri zorlaştıran bitişe 30 km varolan diğer bir puan kapısı olması. Puan mayosu için kapışmalar ortaya çıkacak. Ayrıca son 5 km’de olan sert dönüşler o kazaya yol açabilir, Tour’un belki de son toplu finişinde takımlar birbirini geçmek için belki de son şanslarını kullanacaklar. Cavendish’in Farrar’ın kapışmasını izlemek zevkli olacak, belki de bir etapta iki kere. Kaçış grubunun (maalasef) pek şansı olacağını düşünmüyorum, peloton’u çekmek isteyen bir çok takım olacaktır bu da onların işini daha da zorlaştıracak.

Efsane 24 saat yarışlarının yapıldığı Le Mans ayrıca geçenlerde Federer’i eleyen Tsonga’nın da memleketi. Ayrıca bugünkü yarışta Caner Eler’in de bahsettiği Steve Mcqueen’in de bu isimde bir filmi var, motor sporları yarışları için Le Mans bir kabe işlevi görüyor. Ayrıca Le Mans basketbol takımın yakın gelecek içinde Eurocup ön elemelerinde Karşıyaka tarafından eleneceğini de söyleyelim. Chateauroux ise ismini Senyör Raoul’dan alıyor. Bölge keçi peynirleri ve şaraplarıyla da bir dünya markası. 10. Yüzyıl şatosunun etrafına kurulmuş bir ilçede biten etap bize yine bir görsel şölen bizleri bekliyor olacak.

Şu videoyu da paylaşmazsam çok üzülürüm, spor kültürü nedir bunu gösteriyor bizlere. 44’ün çiftçileri sizi beslemekten gurur duyuyor. (44 o bölgedeki çiftçi sendikası gibi bir şey)



23 Ekim 2010 Cumartesi

Manisaspor Bisiklet Takımı Kuruyor

Bianchi fabrikasının Manisa'da olmasından dolayı, Bianchi'nin öncülüğünde Türkiye'de bir profesyonel bisiklet takımı kuruluyormuş. Konuyla ilgili P.tesi bir basın toplantısı yapılacak, Manisa evimden 40 dakika, oraya gidip konuyla ilgili gelişmeleri aktaracağım. Bianchi Manisa, Saxo Bank'a karşı, müthiş.
Tek dileğim, altyapı yatırımlarıyla uzun vadeli bir çalışma olması.

28 Ağustos 2010 Cumartesi

La Vuelta - #1

Fransa ve İtalya turları gibi Vuelta'da bir gazetenin promosyon çalışması olarak doğdu. 1935 yılında başlayan Vuelta, ikinci dünya savaşı ve dönemin karışıklıkları sebebiyle sıksık kesintiye uğradı. Vuelta, esas prestijini 60'ların sonunda ve 70'lerin başında sahip oldu. Bu dönem de zaten İspanya'nın politik olarak daha serbestleştiği ve daha çok dışa açıldığı tarihlere geliyor. Yarış bundan önce tam bir İspanyol yarışı gibi olsa da bu tarihten itibaren özellikle Fransız ve İtalyanların katılımıyla daha büyük bir yarış oldu.
Önceleri Nisan ayında yapılan yarış özellikle Giro takvimine ters diye Ağustos ayına alındı ve Ekim'deki dünya şampiyonası öncesi en önemli hazırlık turu oldu. Bu da tura katılımı ve mücadele dozunu arttırdı.
Bu yılın en önemli olaylarından biri Radioshack'in turnuva yetkilileri tarafından davet almamasıydı. Bisiklet dünyasının en zengin ve en çok yatırım yapan takımlardan birinin davet almayışı herkesi şaşırtmıştı.
Tur az önce Sevilla'da 13 km'lik bir takım zamana karşı etabıyla başladı. Turnuva yetkilileri genelde alışık olmadığımız bu akşam yarışı işini daha çok ilgi çekmek adına yaptıklarını söylediler. Açıkçası izlemesi ve takip etmesi değişik geliyor insana ama başarılı diyebilirim.
Son olarak, son zamanlarda uğraştığım mezuniyet işleri ve Ian'ın yoğun işleri sebebiyle turnuva öncesi gelişmeleri pek takip edemedik artık mezun ve işsiz olduğuma göre daha detaylı yazmaya çalışacağım, ilerleyen günlerde bu yazıyı telafi etmeyi umuyorum. Yorumlarınızla umarım katkıda bulunursunuz, hepinize iyi seyirler. Bu arada turnuvanın Dünya Basketbol Şampiyonası zamanına denk gelmesi de talihsizlik, tabii ki biz izleyenler açısından.