Dünkü etabı seyredemedim ama HTC tarafından sabah yapılan açıklamanın ardından Cavendish'in kazanmış olması yeşil mayo mücadelesinde geride kalmış olsa da, biz izleyenler için biraz daha heyecan vaadediyor.
Özetlerinde izlediğim etabı kazandıktan sonraki ve podyumdaki hali uzun süredir yaşadığı sakatlık, formsuzluk, pelotonun O'nun üzerine gitmesi, başarısızlıkta üzerinde oluşan baskıdan kurtulup rahatlamasını gösteriyordu. Bundan sonra bakalım neler yapacak.
Yarınki etap biraz da HTC ve Cavendish'in şansına denebilecek şekilde yine düz. Bu etap 227.5 km ile bu seneki Tour'un en uzun etabı. Aslında hazır forma girmişken Cavendish ve HTC'yi geçebilecek birinin olduğunu düşünmüyorum. Yolun 2 kenarı ormanlarla kaplı olduğundan yarışçılar rüzgardan da korunabilecekler. Başlarda biraz yağmur gözükse de şu an itibariyle etabın ilerleyen dakikalarında hava sıcaklığının 30'un üzerine çıkması tahmin ediliyor. Zor bir gün olacağı kesin, esas olan HTC ve Cavendish'i takip etmek. Diğer takımların yapabileceği tek şey yarış boyunca hızı arttırarak son sprintten önce Cavendish'in yorulmasını sağlamak olabilir, başka türlü şansları gözükmüyor.
9 Temmuz 2010 Cuma
8 Temmuz 2010 Perşembe
Tour de France 2010 - #6
Bugünün rahat bir etap olacağını, kaçış için kısa olacağını ve toplu bir sprint finishinin bizi beklediğini bu sporu az çok takip edenler zaten biliyordu ama tahmin edemediğimiz şey, Cavendish'in bacaklarının gidememesi ve diğerlerine bakıldığında yaşlı gözüken Petacchi'nin "gençler müsaadenizle" deyip bu seneki ilk gerçek sprint etabını birincilikle tamamlamasıydı.
Sarı mayo Cancellara'da kaldı ve eğer Cancellara yarını da sarı mayoyla bitirebilirse, Rene Vietto'dan sonra hiç Tour de France kazanmamasına rağmen en fazla sarı mayo taşımış 2. isim olacak. Rene Vietto bu alanda 31 günle birinci, Cancellara ise 19 güne sahip. Rene Vietto ise ayrı bir parantezi hakediyor. Hala en iyi tırmanışçı kabul edilen Vietto, 1939 Tour de France'ında takım liderinin düşmesinden sonra kendisi eğer etabı bitirirse sarı mayo sahibi olacakken, bir motorlunun yanına gelip liderinin düştüğünü söylemesinden sonra inen bisikletçilerin yanından dağı çıkarak takım liderine bisikletini verip taşa oturmasıyla meşhur oldu. Liderine sadakatin yanında, zaferden de vazgeçmesi O'nun hala anılmasını sağlayan bir özellik.

Etabın bitmesine 133 km kala yapılan kaçış asla belirli bir zamanı aşamadı ve rahat bir şekilde Cervelo ve HTC'nin çabalarıyla 13 km kala sonlandı. Bu sırada Peloton'a tempo veren HTC'den Tony Martin idi. HTC genelde olduğu gibi bugün de Cavendish için muhteşem çalıştılar. HTC'nin treni son kilometrelerde yerini almışken onları ilk rahatsız eden, Petacchi'nin takım arkadaşı, Danilo Hondo oldu. HTC treninin bozulmasına rağmen Renshaw'un müthiş çabası, 200 metre kala sprint atması beklenen Cavendish'in Petacchi, Julian Dean, Boasson Hagen, Robbie McEwen gibi isimlerle mücadele edemedi.
Yeşil Mayo hala Thor Hushovd'da olmasına rağmen, aradaki fark 10'a kaldı ve eski toprak Petacchi oldukça formda görünüyor. Kazandığı etaptaki kazalar gölge düşürmüştü ama bu aldığı zafer kendisinin hala formda olduğunu gösteriyor.
Yarın ki etap, şampanya merkezi Epernay'dan başlayıp 2001'de Unesco dünya mirasına alınmış orta çağın en önemli ekonomi merkezlerinden Provins'den geçerek Venedik'e benzeyen Montargis'de bitecek 187.5 kmlik, 4. dereceden dağlar olmasına rağmen muhteşem bir sprint etabı. Tur Montargis'den en son 2002'de geçmiş ve Robbie McEwen kazanan olmuştu. Cancellara'nın ayaklarının gitmediğini ve toplu finişlerde Hushovd'un Petacchi ve Boasson-Hagen'e iyi günlerinde rakip olamıyacağını düşünürsek, bugün oldukça iyi bir taktik izleyerek HTC'yi dağıtan Lampre-Farmese Vini'nin tekrar Petacchi'yi zafere taşıyacağını düşünüyorum. Spor tarihi her zaman çeşitli hikayeleri sevmiştir, belki de Robbie McEwen kazanır.
Not: Bu arada bu satırları yazan ben, 20 Eylül günü Roma'ya ayak basacağım. Floransa ve Napoli'ye gitmeyi düşünüyorum, yorumlarınızda her türlü yorum, tavsiye vs.'ye ihtiyacım var. Teşekkürler.
Sarı mayo Cancellara'da kaldı ve eğer Cancellara yarını da sarı mayoyla bitirebilirse, Rene Vietto'dan sonra hiç Tour de France kazanmamasına rağmen en fazla sarı mayo taşımış 2. isim olacak. Rene Vietto bu alanda 31 günle birinci, Cancellara ise 19 güne sahip. Rene Vietto ise ayrı bir parantezi hakediyor. Hala en iyi tırmanışçı kabul edilen Vietto, 1939 Tour de France'ında takım liderinin düşmesinden sonra kendisi eğer etabı bitirirse sarı mayo sahibi olacakken, bir motorlunun yanına gelip liderinin düştüğünü söylemesinden sonra inen bisikletçilerin yanından dağı çıkarak takım liderine bisikletini verip taşa oturmasıyla meşhur oldu. Liderine sadakatin yanında, zaferden de vazgeçmesi O'nun hala anılmasını sağlayan bir özellik.

Etabın bitmesine 133 km kala yapılan kaçış asla belirli bir zamanı aşamadı ve rahat bir şekilde Cervelo ve HTC'nin çabalarıyla 13 km kala sonlandı. Bu sırada Peloton'a tempo veren HTC'den Tony Martin idi. HTC genelde olduğu gibi bugün de Cavendish için muhteşem çalıştılar. HTC'nin treni son kilometrelerde yerini almışken onları ilk rahatsız eden, Petacchi'nin takım arkadaşı, Danilo Hondo oldu. HTC treninin bozulmasına rağmen Renshaw'un müthiş çabası, 200 metre kala sprint atması beklenen Cavendish'in Petacchi, Julian Dean, Boasson Hagen, Robbie McEwen gibi isimlerle mücadele edemedi.
Yeşil Mayo hala Thor Hushovd'da olmasına rağmen, aradaki fark 10'a kaldı ve eski toprak Petacchi oldukça formda görünüyor. Kazandığı etaptaki kazalar gölge düşürmüştü ama bu aldığı zafer kendisinin hala formda olduğunu gösteriyor.
Yarın ki etap, şampanya merkezi Epernay'dan başlayıp 2001'de Unesco dünya mirasına alınmış orta çağın en önemli ekonomi merkezlerinden Provins'den geçerek Venedik'e benzeyen Montargis'de bitecek 187.5 kmlik, 4. dereceden dağlar olmasına rağmen muhteşem bir sprint etabı. Tur Montargis'den en son 2002'de geçmiş ve Robbie McEwen kazanan olmuştu. Cancellara'nın ayaklarının gitmediğini ve toplu finişlerde Hushovd'un Petacchi ve Boasson-Hagen'e iyi günlerinde rakip olamıyacağını düşünürsek, bugün oldukça iyi bir taktik izleyerek HTC'yi dağıtan Lampre-Farmese Vini'nin tekrar Petacchi'yi zafere taşıyacağını düşünüyorum. Spor tarihi her zaman çeşitli hikayeleri sevmiştir, belki de Robbie McEwen kazanır.
Not: Bu arada bu satırları yazan ben, 20 Eylül günü Roma'ya ayak basacağım. Floransa ve Napoli'ye gitmeyi düşünüyorum, yorumlarınızda her türlü yorum, tavsiye vs.'ye ihtiyacım var. Teşekkürler.
7 Temmuz 2010 Çarşamba
Tour de France 2010 - #5
Fransız 68 kuşağının çok önemli bir sloganı vardır, sous les pavés la plage (kaldırım taşlarının altında plaj/kumsal var). 68 kuşağının mücadelesini ve idealistliğini anlatan bu slogan bisikletçilerin bugün tersini gösterdi. Kaldırım taşlarının üstünde felaket var. Birçok genel klasman yarışçısı bu kaldırım taşlarını henüz test etmemişti, özellikle Paris - Roubaix heyecanının doruk noktası olan bu taşlar birçok yarışçı için yabancıydı. Tabii ki Cancellara gibi bu işin profesörleri de vardı. Böyle taşlar üstünde bisiklet sürmenin zorluğunu biraz anlatmaya çalışayım. Bir kere dağlarda size avantaj sağlayan az kilolu ve küçük olmanız dezavantaj. Ağır olup taşlardan oluşan sarsıntıyı en aza indirmelisiniz. Özellikle Tour gibi hızlı geçmek zorunda olduğunuz kaldırım taşları (bu taşların bizim arnavut kaldırımları gibi düz değil, resmen rastgele yerleştirildiğini de hesaba katarsak) sürüş sırasında bileğinizin fırlayacağını, omzunuzun çıkacağını düşünürsünüz. Zaten zayıf olan adayların bu kısımlarda ne kadar zorlandığını gözlerimizle gördük. Taşların bir diğer zorluğu da 8 9 cm3 civarında olan taşların arasında olan boşluk. Boşluklara giren bir teker, küçük bir hata ve yerdesiniz. Sürücülerin şansına yağmur yoktu ve zemin kaygan değildi, çünkü öyle olduğunda yeteneğin mücadelenin yanında Tanrı'nın da yardımı gerekiyor.

Yarışın 50. kmsinde kaçış grubu oluştu. Steve Cummings (Team Sky), Ryder Hesjedal (Garmin-Transitions), Pavel Brutt (Katusha), Pierre Rolland (Bbox Bouygues Telecom), Roger Kluge (Milram), Stéphane Auge (Cofidis) and Imanol Erviti (Caisse d'Epargne)'dan oluşan kaçış grubu yarışın yarısına gelindiğinde 4:40'a kadar arttırdılar ama bu kısımdan sonra büyük turlarda görmeye alışık olmadığımız şekilde Quick Step'in (ki sarı mayo için sorumluluk almaları zaten bekleniyordu) çabalarıyla azalmaya başladı. Normal zamanlarda başarılı olabilecek bu çalışma yarış kaldırım taşlarına düştüğü an bozuldu. Frank Schleck'in yarış dışı kalması, ardından sarı mayo sahibi Chavanel'in 2 kere bisiklet değiştirmesi, Armstrong'un lastiğinin patlaması, Contador'un önce geride kalması ama sonra Vino'nun çabalarıyla tempoya kavuşup farkı giderek azaltması. Enfes bir son 30 km izledik. Bu sırada kaçan grup dağılmış ama önlere doğru atak yapan Hesjedal Cancellara'nın başını çektiği gruptan kaçmaya çalışıyordu. Eforunu seyretmek güzel olsa da Cancellara'nın taşıdığı grup 10 km kala 20 saniye önde girmesine rağmen Hesjedal'ı yakaladı. Son sprinte geldiğinde o kısımda rakipsiz olan Hushovd rahat bir şekilde etabı kazandı. Dün çok sinirli olmasıyla beraber bugünkü etap galibiyetinin O'nun için çok anlamlı olduğunu düşünüyorum. Cancellara tekrar sarı mayoyu kazanırken, günün esas galibi beklentilerin aksine Cancellara'nın tekerleğine yapışıp taşlı yerleri çok iyi geçen Andy Schleck'in oldu. Omzundan ameliyat olacak kardeşi için ise zaferler başka bahara kaldı. Günün kaybedeni ise Contador ve Armstrong'du özellikle Vino'nun çabasına yetişemeyen Contador (vino'yu suçladılar ama grupta en önde tempo çeken Vino Contador'un kopmuş olduğunu göremezdi) ve Armstrong'du. Schleck 4. güne girerken Contador'a 41 saniye, Armstrong'a ise 1 dakika 21 saniye fark attı. Böyle bir etapta güzel bir fark.

Oldukça zevkli geçen bugün sonrasında yarın bizi, 153.5 km'lik Cambrai - Reims etabı bekliyor. Bu etabın bu seneki Tour'un en kolay etabı olacağı düşünülüyor. İniş çıkış çok az olmasının yanında vadilerin bol olmasının pelotonu rüzgarlarıyla etkileyebileceği öngörülüyor. Kaçış gruplarının kazanması zor gözüküyor, özellikle yeşil mayo şansı çok düşük olan Cavendish'in (özellikle son zamanlarda çizdiği itici profili de düşünürsek) peloton'un kendini sıkmayacağı ve kendini rahat bir gün geçirerek tedavi edeceği bir etap olacağı düşünülürse efor yapıp kazanabileceği bir etap gibi gözüküyor. Güzel bir sprint finishi bizi bekliyor gibi. Ayrıca tamamıyle Fransa'da geçicek bir etap olacağı için Tour de France'ın burda başlayacağını söyleyebiliriz. Cambrai, 34.000 nüfuslu küçük bir kasaba. Öğrenci cenneti olduğu ve önceki yıllarda Kuzey Fransa'nın kapısı olduğu düşünüldüğünde, şehirde kültür, sanat ve bundan dolayı mimari gelişmiş durumda. Reims ise şampanya'nın başkenti denebilecek ve geçmişte Fransa krallarının taç giyme törenlerinin gerçekleştirildiği önemli bir yer. 12. yüzyıldan kalma Notre Dame katedrali Unesco'nun dünya kültür mirası kapsamında. Güzel mimarinin, yemyeşil vadilerin, tarihin ve şampanya evlerinin arasında güzel bir etap olması dileğiyle.
Not: Cancellara'nın etap başında, dün protesto yapmadıklarını sadece "fair play" davrandıklarını belirtmek isterim. Hushovd delirmesinde kim delirsin?
5 Temmuz 2010 Pazartesi
Tour de France 2010 - #4


Bugün başı ve sonuyla bisiklet severlerin dikkatini her an üzerinde toplayan güzel bir etap izledik. Ardennes klasiklerine benzeyen etap klasik bir günü bizlere sundu. Yarışın 17. km'sinde günün kaçışı gerçekleşti. Omega Pharma-Lotto'dan Matthew Lloyd ve Jürgen Roelandts, Quick Step'ten Jerome Pinaeu ve Sylvain Chavanel, Marcus Burghardt (BMC Racing), Sebastien Turgot (Bbox Bouygues Telecom), Rein Taaramae (Cofidis) ve Francesco Gavazzi (Lampre-Farnese Vini)'den oluşan kaçaklar önlerinde ki uzun gün için ilk ataklarını yapmış oldular. 4.25'e kadar çıksa da peloton yarışı kontrol ediyor gibi gözüküyordu, özellikle birçoklarının tahmini son tırmanıştan önce peloton'un kaçakları süpüreceği idi. Tırmanış puanlarını Pinaeu, Taaramae ve Lloyd toplarken yarışın son 60 km'sinde ilk kaza yaşandı. Mickäel Delage (Omega Pharma-Lotto) ve Julian Dean (Garmin-Transitions) yarış dışı kaldılar. Bu dakikadan sonra kaçış grubunda kopmalar başladı, 40 km kala Lloyd ve ve Turgot peloton tarafından yakalandılar. Stockeu inişi peloton'un kaçanları yakalaması için bir fırsat olduğu düşünülürken önce Chavanel'in atağı ardından da güne damgasını vuran kazalar meydana geldi. Neredeyse bütün favorilerin bir ya da iki kez düşmesi sonucu peloton Cancellara'nın talimatıyla geride kalanları bekledi. Sarı mayo sahibi sorumluluk sahibidir ve Cancellara'nın iyi birşey yaptığını düşünüyorum. Sonrası ise tam bir sirk, Thor Hushovd ve diğerlerinin dediği gibi Schleck yetiştiğinde artık herkesin kendi işine bakması gerekiyordu. Bisiklet 100 yıllık bir spor ve düşmeler 100 yıldan beri yaşanıyor, şu an güvenlik önlemleri neredeyse mükemmele yakınken böyle bir tavır ve sprint'e izin verilmemesi (bir nevi derin peloton çetesi tarafından) ve yolun aşırı tehlikeli olması sebebiyle protesto edilmesi bana göre saçmaydı. Bisiklet sert adamların sporudur, 4 saat yüksek hızda bisiklet kullanmak çoğu insanın başaramayacağı bir şey. 2001'de Armstrong Ulrich'i beklemişti, 2003'te de Ulrich, Armstrong'u bekledi ama 99'da passage du goi'da favorilerin de içinde bulunduğu 25 kişilik grup düşünce, Armstrong gazlamış ve neredeyse 7 dakikalık bir zaman kazanmıştı. Bu işler açıkçası bisiklet sporunda çok belirsiz ve yazısız etik kuralları oldukça değişken. Günün galibi, hepimizi ters köşeye yatırdı ve bana göre muhteşem bir zafer kazandı. Seneye kontratını yenileyecek bir yarışçı için epey iyi bir başarı. Takım arkadaşı Pineau'nun da ilk kırmızı benekli mayo sahibi olması Belçika tabanlı Quick Step takımı için günü oldukça karlı kapattı. Quick Step artık hem tırmanışçı mayosu için hem de sarı mayonun korunması için çalışacak. Sarı mayo onlar için bir hedef değil ama mümkün olduğunca fazla süre de ellerinde tutmak için ellerinden geleni yapacaklardır, etaplar da en az bir hafta tutabilmeleri için uygun görünüyor. 2 Fransız'ın liderliğinde Tour yarın memleketine dönüyor. Bugün kısa bir Liège - Baston - Liège izleyen bizler yarın da kısa bir Paris - Roubaix etabı izleyeceğiz. Yarın ki etap Wanze - Arenberg arasında 207 km'lik finişi meşhur Arenberg ormanında olan enfes bir etap. 7 farklı yerde bulunan toplam 13.2 kmlik parke taşlardan oluşan bir bölüm de bizleri bekliyor. Bazıları yarışacak, bazıları bitirmeye bazıları da sadece hayatta kalmaya çalışacak. Bugünün protestocusu ama bu klasiklerin baş aktörü Cancellara'yı izlemeyi bekliyorum. Contador'un ve Schleck kardeşlerin sevmediği bu tip yollarda Sky takımı peloton'u çekecek gibi geliyor. Contador Vino'nun çalışmasına bakacak. Bugünkü etaptan sonra sinirli olan Norveç şampiyonun da neler yapacağı merak konusu.

Gördüğünüz gibi adaylar bol, etap sert, zevkli bir yarış bizleri bekliyor.
4 Temmuz 2010 Pazar
Tour de France 2010 - # 3
Giro'nun ilk etaplarında karşılaştığımız Hollanda yollarının çok fazla ışık, hız kesici vs. ile dolu olması komşusu Belçika'da da olunca son 2 km'de kazalar yaşanan bir etap izledik. İlk kazada Cavendish ve Jeremy Hunt arasında oldu. 2. kaza da ise neredeyse bütün peloton vardı. Son kazanın "protected zone" olarak kabul edilen bölge de olması sebebiyle kazaya karışan bütün sürücüler etabın galibi Alessandro Petacchi (Lampre-Farnese Vini) ile aynı zamana sahip oldular. Bu genel klasman için yarışan sporcular için bir şans olarak görülebilir.
Hollanda'dan çıkıp Belçika sınırlarına yaklaşırken 3 yarışçı peloton'dan kaçtı. Lars Boom, Maarten Wynants ve Alan Perez'den oluşan kaçış grubu arka tarafta oluşan kazaların da yardımıyla (peloton'un önüne bir köpeğin çıkıp Basso ve David Millar'ı düşürmesi gibi) farkı 7 dakikaya kadar çıkardılar. Sprinter takımlarının bir süreliğine buna izin verdiğini söyleyebiliriz, çok uzun olan bir etapta bu normal karşılanabilir.
Garmin - Transitions kovalamacanın sorumluluğunu alana kadar kaçış 1 dakika üzerinde seyretmeye devam etti. HTC'de onlara katılıp Cavendish'i hazırlamaya başlayınca kaçış grubu yakalandı. Cavendish'in düşmesi HTC - Columbia için planları değiştirdi, Renshaw O'nun sprinter rolünü üstlendi ama 2003'ten beri Tour'da etap zaferi olmayan Petacchi O'nu geçerek finişe ulaştı. Geçen senenin yeşil mayo sahibi Thor Hushovd ise Renshaw'un ardından 3. oldu, bu kendisini bu seneki yeşil mayo mücadelesi için de avantajlı kıldı.
Cancellara yine sarı mayonun sahibi olurken, Petacchi yeşil mayoyu giydi.
Yarın ki etap Brüksel - Spa arası. Yarın Ardennes Klasikleriyle hemen hemen aynı bir yoldan yarışı izleyeceğiz. Her ne kadar sprint etabı olarak gözükse de bazı tırmanışlar ve özellikle sert inişler yumuşak sprintçileri sıkıntıya sokacaktır. Yine bizi toplu bir finish bekliyor, çıkış ve inişlerde güçlü kalan bir patlayıcı kazanacaktır diye tahmin ediyorum. Giro'da en iyi sprinter olmuş bir Cadel Evans? Belki.
Hollanda'dan çıkıp Belçika sınırlarına yaklaşırken 3 yarışçı peloton'dan kaçtı. Lars Boom, Maarten Wynants ve Alan Perez'den oluşan kaçış grubu arka tarafta oluşan kazaların da yardımıyla (peloton'un önüne bir köpeğin çıkıp Basso ve David Millar'ı düşürmesi gibi) farkı 7 dakikaya kadar çıkardılar. Sprinter takımlarının bir süreliğine buna izin verdiğini söyleyebiliriz, çok uzun olan bir etapta bu normal karşılanabilir.
Garmin - Transitions kovalamacanın sorumluluğunu alana kadar kaçış 1 dakika üzerinde seyretmeye devam etti. HTC'de onlara katılıp Cavendish'i hazırlamaya başlayınca kaçış grubu yakalandı. Cavendish'in düşmesi HTC - Columbia için planları değiştirdi, Renshaw O'nun sprinter rolünü üstlendi ama 2003'ten beri Tour'da etap zaferi olmayan Petacchi O'nu geçerek finişe ulaştı. Geçen senenin yeşil mayo sahibi Thor Hushovd ise Renshaw'un ardından 3. oldu, bu kendisini bu seneki yeşil mayo mücadelesi için de avantajlı kıldı.
Cancellara yine sarı mayonun sahibi olurken, Petacchi yeşil mayoyu giydi.
Yarın ki etap Brüksel - Spa arası. Yarın Ardennes Klasikleriyle hemen hemen aynı bir yoldan yarışı izleyeceğiz. Her ne kadar sprint etabı olarak gözükse de bazı tırmanışlar ve özellikle sert inişler yumuşak sprintçileri sıkıntıya sokacaktır. Yine bizi toplu bir finish bekliyor, çıkış ve inişlerde güçlü kalan bir patlayıcı kazanacaktır diye tahmin ediyorum. Giro'da en iyi sprinter olmuş bir Cadel Evans? Belki.
Tour de France - #2
Prolog etabı bugün sona erdi. Prolog Türkçe'ye açılış, öndeyiş gibi çevriliyor, Tour'da ise buna "ısınma turu" desek sanırım yanlış bir tabir olmaz. Hem izleyenleri, hem takımları, hem yayıncıları, hem de bisikletçileri turun atmosferine sokan bir etap.
Rotterdam'da gerçekleşen prolog etabı yağmurlu bir günde 8.9 km'yi 10.00'la geçen Cancellara'nın zaferiyle sonuçlandı.
Günün sürprizi Armstrong, hayal kırıklığı ise Wiggins idi. TT'lerde güçlü olduğuna güvenilen Wiggins Cancellara'nın 56 saniye gerisinde 77. oldu. Ünvanını koruyan şampiyon Contador ise Armstrong'un 2 sıra arkasında 6. oldu. Yediği 27 saniye farkın ise O'nun için bir sorun olmayacağı kanısındayım.
Bugün Rotterdam - Brüksel arası 223.5 km uzunluğunda düz bir etap bizleri bekliyor. Yeşil forma adayları için uygun bir etaba benzese de deniz kenarında geçecek kısımlarda kıyıdan esen rüzgarların bisikletçileri ne kadar etkileyeceği henüz belli değil. Team Sky için güzel bir gün olacağa benziyor, Cavendish'de artık birşeyler yapmalı.
Rotterdam'da gerçekleşen prolog etabı yağmurlu bir günde 8.9 km'yi 10.00'la geçen Cancellara'nın zaferiyle sonuçlandı.
Günün sürprizi Armstrong, hayal kırıklığı ise Wiggins idi. TT'lerde güçlü olduğuna güvenilen Wiggins Cancellara'nın 56 saniye gerisinde 77. oldu. Ünvanını koruyan şampiyon Contador ise Armstrong'un 2 sıra arkasında 6. oldu. Yediği 27 saniye farkın ise O'nun için bir sorun olmayacağı kanısındayım.
Bugün Rotterdam - Brüksel arası 223.5 km uzunluğunda düz bir etap bizleri bekliyor. Yeşil forma adayları için uygun bir etaba benzese de deniz kenarında geçecek kısımlarda kıyıdan esen rüzgarların bisikletçileri ne kadar etkileyeceği henüz belli değil. Team Sky için güzel bir gün olacağa benziyor, Cavendish'de artık birşeyler yapmalı.
3 Temmuz 2010 Cumartesi
Tour de France 2010 - #1

Sonunda zamanı geldi. Tour de France. Bisiklet severlerin Dünya Kupası başlıyor. Çoğu zaman daha heyecan verici rotalar (2010 Giro D’Italia), izlemesi daha kolay organizasyonlar, (Tour of Flanders, Tour of California) ve hatta çok daha güzel manzaralar ( Tour of Lombardy) olsa da bu bisikletin gerçek büyük olayı. Bu en çılgın, en orijinal ve bisiklete binmiş herkesin birgün kazanmayı hayal ettiği en iyi Grand Tour. Bisiklet sporunu tanımlamasının yanında, hiçbir zaman bisiklete binmemiş, yarışçıların kim olduğunu bilmeyen ve yarışların arkasındaki taktiklerden habersiz insanlara da ulaşabilen Tour, Fransa yollarını dolduran milyonlarca kişiyle birlikte bedava seyredilebilen, dünyanın en büyük spor olayı.
1903’te, spor gazetesinin daha fazla satmasını isteyen bir medya patronu tarafından başlatılan Tour, en başta oldukça gülünç aşırılıklarla doluydu. İlk Tour sadece 6 etap içeriyordu, fakat etaplar bir hayli uzundu. Nantes – Paris etabı 471 km uzunluğundaydı ve gece başlıyordu. Maurice Garin’in bu devasa yarışı kazanmasıyla Tour bir anda halkın kalbinde yer edindi. Tour’un kurucusu, Henri Desgranges, yarışçıları aşırıya zorlama takıntısıyla sadist bir adamdı. Onun kafasındaki ideal Tour sadece tek bir yarışçının bitirebileceği bir organizasyondu. Sonraki yıllarda, bisikletçiler, karşılaştıkları problemler için yardım aldıklarında yarıştan men edilmeye başladılar. Eğer yedek kıyafete ihtiyacınız varsa, yanınıza almak zorundaydınız. Bisikletiniz bozulursa kendiniz tamir etmeliydiniz. Üstelik, o yıllarda kullanılan bisikletlerin vitessiz ve son derece ağır (Hemen hemen 35 kg ve üzeri) oldukları göz önüne alındığında, Tour, başlangıcında, yarışçılar için sertin de sertiydi.
Atletik başarılar beraberinde hileleri de getirdi. 1904 yılında Garin yarışı tekrar kazandı ama yolun bir kısmında tren kullandığı anlaşılınca diskalifiye oldu. Bu, tarihi boyunca meşhur hile olaylarına ev sahipliği yapan Tour’un genel havasını belirleyen olaydı. Doping, rakipleri sabote etmek, kontrol noktalarında hile yapmak... Kazanmak için herşey mübahtı artık. Eski zamanlarda yarışçılar, yarışı daha kolay hale getirmek adına, kokain, strisin, amfetamin gibi maddeler kullanıyorlardı. Doping en başından beri bu sporun hamurundaydı; fakat ne yazık ki, Epo gibi kan güçlendiriciler ya da HGH gibi hormonlar oyunun ruhunu değiştirdi. İlk başlarda, doping kullanılırdı ama yine de en iyi ve en güçlü olan kazanırdı. Sonrasında bu kural özellikle Epo yüzünden değişti, ve yakın tarihin bize gösterdiği gibi, Tour’da artık her zaman en iyi olan kazanmıyor. Ve bu daha bir süre böyle devam edecek gibi. Epo normal bir atleti üst üste Tour De France galibi yapmaya yetecek bir doping ve şimdilerde en iyi olan değil en iyi doktora sahip olan kazanıyor.
2010 yılında yarışa yüksek dağların eklenmesinin 100. yılını kutlayacağız. Col Du Tourmalet ilk defa 1910 yılında yarışa kondu ve bu sene yarışçılar dağın her 2 yakasından tırmanmak için mücadele edecek. 1910’da geçiş asfaltsızdı ve ormanlar ayılarla doluydu. O zamanlarda, bisikletlerin ağır olmasının yanı sıra, bisikletçi daha kolay bir vites istediğinde arka tekerleğini çıkarıp çevirmek ve diğer taraftaki zincir dişlisine takmak zorundaydı. Bu şüphesiz ki 7 Kg ve 11 vitesli modern bisikletlerin sağladığından epey farklı bir yolculuktu. İnanılmaz olan ise, 1910’daki Tour’da, bisikletçilerin yarışı saatte 29 km gibi, bugün modern bisikletleriyle pek çoklarının, CamionBalai blog yazarlarının dahi ulaşamayacağı bir hızda bitirmiş olmaları.
2010 yılı birçok açıdan 1910 yılından farkı olacak ama harcanılan efor, yarışma heyecanı ve organizasyonun görkemi yine aynı kalacak. Tour’un hala insanları kendine bağlıyor olmasının sebebi de zaten bu. Geçmiş turlar 500 km uzunluğundan fazlaydı. Sıcakta, karda, yağmurda her türlü şartta mücadele edildi. Bisikletler çiftlik bisikletleriydi ve destek yoktu. Sağlık koşulları yetersizdi (inanılması zor ama bir keresinde Tour’a katılanların su tüketimini kısıtlamaları düşünülmüştü) ve yollar çok daha kötüydü. Bu seneki tur 3.600 km uzunluğunda ama bisikletçilerin de bildiği gibi, yolun her santimetresi yavaş veya hızlı gidişinize bağlı olarak kolay ya da zordur. Ortalama kondisyona sahip her bisikletçi kolay bir viteste ve uzun bir zamanda en zor dağları bile çıkabilir ama hızı saatte 1 km arttırmak bile rahat bir sürüş ya da kıpkırmızı olup parçalara ayrılmak gibi bir fark yaratabilir. 2010 bisikletçileri, kazanmak için herşeylerini verecekler - GC (genel klasman) yarışçıları genel birincilik için, bazıları etap birinciliği için, sprintçiler düz bir etapta çizgiyi ilk geçen olmak için. İzleyenlerin asıl görmek istedikleri şey sınırlarını zorlayan bisikletçiler ve bunu 1910’daolduğu gibi şüphesiz 2010’da da elde edecekler. Ne teknoloji ne de dopingler bu gerçeği değiştiremeyecek.
Tüm eleştirilere karşın, Camion Balai’nin, profesyonel bisikletten bahsederken doping olayının bu kadar üstüne düşmesinin anlaşılmayacak bir tarafı yok. Pek çokları bu sporun WWF’den daha iyi olmadığını düşünüyor. Yani, hiçbir sportif erdemi olmayan –doping savaşını kazandığını iddia eden UCI’nin aksine - performans arttırıcı uyuşturucularla dolu bir ucube şovu. Camion Balai bu konuda hemfikir değil. Sürücüler hala dünyanın en yetenekli atletlerinden oluşuyor. Yine de, EPO bir eşeği bir yarış atına dönüştürmez belki ama yukarıda bahsettiğimiz gibi oyunun ruhunu değiştiriyor ve UCI’ın “kan pasaportu” hamlesi çoğu zaman dopinge kontrol edilebilir bir şekilde izin vermek olarak görülüyor.
Diğer taraftan, sürücüler hala belli bir ölçüde acı çekiyor ve sınırlarını zorluyorlar. Taktikler hala büyük bir öneme sahip ve en iyiler bile kötü bir gün geçirebilirler; Fransızların deyimiyle “Un jour sans.” Tour asla bir WWF değil ve bütün sorunlara rağmen bisikletin sonsuz büyüleyiciliğini hala koruduğu bir gerçek. Yeni Tour izleyicilerine, Camion Balai yollar ve taktikler konusunda yardım etmeye çalışacak. Türkiye maalasef bisikletin kalbi diyebileceğimiz bir ülke değil ama belki bu sporun, eski sorunlardan bağımsız yeni cephesi olabilir. O halde Blogu okuyun, Tour’u seyredin, sorularınızı sorun ve en önemlisi dışarı çıkın ve bisikletinize binin.
This year’s route is arguably more difficult than last year and this may affect who can realistically challenge for the GC. Of course, the runaway favourite is Alberto Contador, the 2009 champion and 2-time winner. He climbs better than almost any other rider (save possibly for Andy Schleck and Robert Gesink) and can defend himself in the time trials. In fact as a young rider he had some impressive TT wins that gave a lie to his small climber’s physique. He probably cannot beat an in-form Cancellara or some of the other TT specialists in a race against the clock but he can hold his own against most of the other GC contenders. There is only 1 TT in this year’s race (the other is strictly speaking a Prologue)…..a relatively flat 52km that is the penultimate stage. Fatigue will play a large part in this TT and Camion Balai believes Contador will not lose much if any time to other GC contenders who are strong against the clock like Wiggins or Evans.
Sarı Mayo Adayları
Bu seneki rota tartışmasız olarak geçen seneki rotadan daha zor ve gerçek anlamda GC şansını koruyan herkesi etkileyebilecek durumda. Şüphesiz ki açık ara favori 2009 şampiyonu ve Tour’u 2 kez kazanmış olan Alberto Contador. Neredeyse herkesten daha iyi tırmanıyor (Robert Gesink ve Andy Shleck’i bunun dışında tutmamız mümkün) ve TT’lerde kendini koruyabiliyor. Küçük tırmanışçı fiziğine rağmen, genç bir yarışçıyken etkileyici TT birinciliklerine sahip olan Contador, muhtemelen formda bir Cancellara ya da herhangi bir TT’ciyi bir zamana karşı etapta yenemez ama tek başına hemen hemen bütün GC rakiplerine karşı durabilir. Bu sene yarışta sadece bir TT var (diğeri kelimenin tam anlamıyla “prologue”). Sondan bir önceki bu etap göreceli olarak düz ve 52 km uzunluğunda. Yorgunluk belirleyici factor olacak ve inanıyoruz ki Contador bu etapta, Wiggins ya da Evans gibi zamana karşı etaplarda çok iyi olanlara karşı fazla zaman kaybetmeyecektir.
Diğer adaylara gelirsek, Contador’dan sonrası podyum için yarışacak; ve “El Pistolero”nun kötü gününde olmasını umut edecek yarışçılar var. Andy Schleck bu sıra için en büyük aday ama sezonu sakatlıklarla dolu geçti ve şu ana dek iyi bir sonuç alamadı. Kardeşi Frank son Tour de Suisse’i kazandı ve iyi formda. Zamana karşıcılığı gözle görülür şekilde artmasına rağmen dağlarda etaplar zorlaştığında genellikle devam edemiyor. Saxo Bank takımı sponsorlarını kaybediyor ve muhtemelen takım devam edemeyecek. Yani yarışçılar gelecek seneki kontratları için yarışacak – bu onlarda liderleri için gayet sert biçimde çalışmalarını ya da genel klasman haricinde bir etap galibiyeti aramalarını sağlayabilir.
Evans Giro’da bir hayal kırıklığıydı ama Tour’a gelince işler değişir. BMC çok güçlü bir takım değil ama Dünya Şampiyonu kesinlikle podyum için yarışabilecek kapasitede. 90’ların başından beri ilk defa bir gökkuşağı mayolunun sarı mayo için yarışmasını izlemek güzel olacak.
Ivan Basso göğsünde Giro’nun zafer nişanıyla Tour’a geliyor. Tour-Giro ikilisi en son dopingli Marco Pantani tarafından gerçekleştirilmişti ve Basso için bunu tekrar etmek epey zor. Toparlanma kabiliyeti müthiş ve Liquigas ne kadar muhteşem bir takım olduğunu Giro’da gösterdi. (Bir çok kişi için şüphelere neden olacak kadar muhteşem L) Bazen yüksek dağlarda en hızlıyı takip edemese de enerjisi olduğunda GC liderleriyle yukarılarda olacaktır.
Bradley Wiggins geçen seneki Tour’da kesinlikle ilham vericiydi ve 4. bitirerek bir İngiliz tarafından en iyi Tour bitişi rekorunu egale etti. Track yarışlarında 3 sefer Olimpiyat şampiyonu ve tüm zamanların en zarif 4km takipçisi geçen sene karşımıza kilo vermiş haliyle çıkarak ve dağlarda en iyilerle yanyana kalarak bizi çok şaşırtmıştı. Bu seneki rota ona fazla uymuyor ve uzun TT onun çok sure kazanmasını engeleyecek şekilde yarışın son günlerine denk geliyor. Yine de Giro’da geçen seneki formunun parıltılarını gösterdiği bir gerçek. Açıkçası Camion Balai onun 2009 performansını tekrar edebileceğini düşünmüyor. Birçok kişi onun en büyük GC hayal kırıklığı olacağını düşünüyor ama Sky bütün desteğiyle onun arkasında ve takım motive olmuş durumda. Bizi tekrar şaşırtabilir mi?
Lance Armstrong bu Tour’un onun için sonuncu olduğunu açıkladı ama bunu zaten 2005’te de yapmıştı. Geçen seneki 3.lüğü düşüşte olduğunu gösteriyor ve artık dağlarda ve zamana karşılarda eskiden olduğu kadar hakim durumda değil. Yine de erken sezon formu ileri durumda ve Tour de Suisse performansı eski toprakta hala hayat olduğunu gösterdi. RadioShack takımı kağıt üzerinde güçlü gözükse de ve çok fazla GC tecrübesi olsa da şu ana kadar silindirleri henüz ateşleyemedi. Contador’a rakip olamayacağını düşünsek de (biraz da diliyoruz denebilir) Teksaslı’nın iyi gününde podyum favorileri arasında olduğunu söylemek mümkün. Camion Balai ilk 10’a girebileceğine dair bir tahmin yürütebilir.
Carlos Sastre eski bir Tour de France galibi ama sakatlığı nedeniyle felaket bir Giro geçirdi. Görünen o ki, Cervelo Test takımı onu bu yıl Tour’da yarışmaya zorladı ve şimdi haklı olarak bunun tantanasını yapıyor. Yine de, podyum mücadelesinde olmak için yeterli tecrübesi var. Contador’u geçemese de diğer podyum adaylarının problemlerinden yararlanıp kendine bir yer bulabilir. Podyum serileriyle en tutarlı Grand Tour yarışçısı olma özelliğini koruyor. Takımı büyük takımlara eş olmasa da, favoriler arasında kalmak için onlara ihtiyacı yok.
Menchov (Rabobank), Vande Velde (Garmin Transitions), Rogers (HTC Columbia) ve Kreuziger (Liquigas)’i de zikretmek gerekir. Kreuziger, eğer Basso O’na destek vermeye karar verirse en çok sürpriz yapma şansına sahip isim. Diğerleri, büyük isimlerin hata yapmalarını bekleyerek ilk 10 içerisine girebilirler.
Tırmanışçı Mayosu ( Maillot Blanc à Pois Rouges) oldukça açık görünüyor ve muhtemelen herhangi bir GC adayı tarafından kazanılmayacak. Giro yazısında bunun sebebini belirtmiştik, kısaca tekrar etmek gerekirse: Kırmızı puanlı mayo için yarışacak bisikletçiler belirledikleri dağ etaplarında kaçıp puan almayı hedeflerler ve genelde sarı mayo için rakip görülmediklerinden takip edilmezler ve kaçmaları kolay olur. Şu an yarış açık gözükse de Tour dağlara geldiği anda kimin bu mayo için aday olduğu belli olacaktır. Favori takımında bir GC olmaması dolayısıyla rahatça dağ kralı olmak için yarışabilecek AG2R La Modiale’den John Gadret.
Yeşil Mayo ( Maillot Vert) için en büyük aday Cavendish. Bu mayonun sahibini bitiş çizgisini ilk kimin geçtiği belirlemiyor. Geçen sene Cavendish son sprintlerde en iyi olsa da Thor Hushovd Cavendish’in dağlardaki intermediate puanları toplamakla ilgilenmemesi (ya da bunun ona zor gelmesi) sayesinde bu mayonun sahibi olmuştu.
Beyaz Mayo (Maillot Blanc) 25 yaşın altında en iyi bisikletçiye verilecek. Bunun da muhtemel galibi 2 senedir olduğu gibi Andy Schleck.
Her türlü, yorum, öneri sorunuzu bekliyoruz. İyi seyirler.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
